Nükleer silah tekeline Türkiye darbesi!
Peki, böyle bir ortamda küresel güç olma yolunda ilerleyen Türkiye, nükleer silah üretme seçeneğini masaya koyar mı?

Bu sorunun cevabına gelmeden önce daha önce gelişim serüveninin ele aldığımız Türkiye’nin nükleer enerji hamlesi olan Akkuyu Nükleer Santrali projesinin neden önemli olduğunu anlatalım. Çünkü bu projeyi önemli kılan da ülkelerin nükleer enerjiye duyduğu ihtiyaçtan kaynaklanıyor.

En başta enerji politikalarıyla ilgili olan bu projede Türkiye’nin birkaç hedefi var. Birincisi yıllarca büyük harcamalarda bulunan Türkiye, enerji ithalatını azaltmak yani enerjide dışa bağımlılığının indirgemek istiyor. Bunun için gerekli olan enerji kaynaklarını çeşitlendirmede ise en önemli alternatifi nükleer enerji oluşturuyor.

TÜRKİYE’NİN HEDEFİ

Her şey yolunda giderse Türkiye, Akkuyu nükleer güç santrali ile sahip olduğu elektrik enerjisinin mevcut gücüne 4800 Megavat daha güç katmış olacak. Bu da tek başına nüfusu milyonları aşan İstanbul’un gibi koca bir metropol şehrin enerjisini karşılayabilen bir güç demek. Bu oran nükleer santralin elektrik üretimine yaptığı katkıyı gözler önün seriyor. Bitimi 2023’te denk getirilmesi hedeflenen Akkuyu santrali ile birlikte nükleer teknolojiler alanında teknoloji transferine başlayacak olan Türkiye’nin, zamanla kendi nükleer santralini üretebilecek bir kapasiteye ulaşması hedefleniyor. Yap-işlet modeli ile inşa edilecek Akkuyu santrali projesi kapsamında çalışmalarda 600’e yakın mühendis’in Rusya’da bu teknoloji üzerine yetiştirilmiş olacak.

DÜNYANIN NÜKLEER HARİTASI

Aktif olarak enerji üretiminde kullanılan nükleer gücün dünyadaki dağılımına baktığımızda toplamda 30 ülkede 449 nükleer santral olduğu görülüyor. Bu rakama ek olarak bugün hali hazırda inşası devam eden nükleer santrallerin sayısı ise 56. Çoğu da gelişmiş ülkelerde bulunuyor. Sahip olduğu 100 nükleer santralle listenin zirvesindeki ABD’de ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık beşte biri bu santraller üzerinden karşılanıyor.

Diğer yandan Avrupa Birliği ülkesi üyeler enerji ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 30’unu nükleer güç ile karşılıyor. Toplam 130 nükleer santrale sahip 14 üye ülke arasında Fransa başı çekiyor.

Son dönemde nükleere rağbet gösteren ve bu gücü elinde tutmak için harekete geçen ülkeler arasında daha önce bu alanda esamesi okunmayan ülkeler de var. Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkeler dünyanın üzerine kurulan nükleer çatının altında yer almak için çabalıyor. Dahası Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de birden fazla reaktör projesiyle bu sahada öne çıkmanın hesaplarını yapıyor.

NÜKLEER SİLAH TEKELİ

Bugün nükleer reaktör ve enerji transferinde tekel oluşturan ülkeler yeni reaktör kurma talebinde bulunan ülkelerle sahip oldukları nükleer gücü paylaşmak istemiyorlar. Nükleer enerjideki mevcut tekellerini sürdürmek için bu alandaki transferlere son derece cimri tavır sergiliyorlar. Ayrıca nükleer silahlanma ihtimalinden korkan ve aynı zamanda “gelişmiş” kategorisinde bulunan bu ülkelerin enerji ihtiyacının önemli kısmını nükleer santrallerden sağladığı da ortada. Hal böyleyken yıllarca Türkiye’nin bu alandan uzaklaştırılmasının ve her hamlesinde ayaklarına “çevre” tartışmaları prangasının vurulmaya çalışılmasının nereden kaynaklandığını belli ediyor.

TÜRKİYE NE YAPACAK?

Birçok uluslararası ilişkiler uzmanı günümüz koşullarında nükleer silahların yayılması korkusunu yersiz buluyor. Öyle ki nükleer üzerine kurulu küresel sistem içinde daha fazla nükleere sahip olmak caydırıcılığı daha yüksek bir ortam sağlıyor. Bu şartlarda ABD ve Rusya gibi iki büyük gücü temsil eden iki ülkenin savunma bütçelerinin büyük kısmı konvansiyonel silahlardan çok nükleer silahlara ayrılmış durumda. Harcadıkları bütçelerle sınırsız menzilde nükleer füzelere sahip olan bu ülkeler dünyanın hükümranlığına soyunurken başta Türkiye olmak üzere sürekli olarak Batı’nın taarruzları altında ezilen Müslüman ülkelerin bu noktada pasif kalması ne kadar doğru?

Bakıldığında bugüne kadar Türkiye’nin gelecek planlamalarında kısa vadede gerçekleştirileceği açıklanmış bir nükleer silah projesi bulunmasa da Batılı ülkelerin bu konudaki endişeli. Gelecekte söz sahibi olmak ve mevcut güç dengesi içinde kendine yer bulabilmek noktasında aklın yolu bir ve bu ülkeler karşılarında güçlü bir Türkiye görmek istemiyor. Zira yakın zamanda Alman medyasında yer alan “Türkiye, uranyum zenginleştirme teknolojisiyle silah sahibi olmayı hedefliyor” iddiaları Batı’nın bu endişelerini delili hükümünde.

BATI NEDEN ENDİŞELİ?

Burada Batı’nın asıl korkusu şu: Kan, gözyaşı ve zulüm tarlasına döndürdükleri coğrafyalardan doğacak bir karşı direnişin öncüsü olacak Türkiye’nin kendilerine yönelecek tehditleri büyüterek adeta önünde durulması imkânsız bir fırtınaya dönüşmesi ihtimali.

Tüm bunlar bir yana Ege, Karadeniz, Akdeniz ve güney sınırında çeşitli senaryolar devreye sokularak köşeye sıkıştırılmaya çalışılan Türkiye, bugün müttefik bildiği ülkeler tarafından tehdit ediliyor. Buna karşılık kendi düşman tanımını ortaya koyan ve sınırının hemen yanı başındaki terör unsurlarına nefes aldırmayan Türkiye’nin, mevcut konjonktür de güncel ve yaygın savunma imkanlarına sahip olma çabası akla aykırı bir durum değil. Hatta ülke olarak yaşadığı bölgesel ve küresel ölçekli tehditler değerlendirildiğinde Türkiye için caydırıcılık kalkanını güçlendirmek için nükleer silah sahibi olmasının bir zorunluluk ve sorumluluk olduğu da söylenebilir.

Türkiye’nin nükleer takvimi

Reaktörü Rosatom inşa edecek. İnşaat sürecinin yüzde 40’ında Türk şirketler bulunacak. Projenin maliyeti yaklaşık 20 milyar dolar olacak. Santralin 4 nükleer reaktör ünitesinden ilki, 2023’te elektrik üretimine başlayacak. Nükleer enerji fosil yakıtlara göre çok daha az miktarda karbondioksit salınımı gerçekleştirmesi açısından daha temiz bir enerji. Türkiye için ilk adım olan Akkuyu’dan sonra sırada Sinop’taki ikinci ve halen yeri belli olmayan üçüncü nükleer santral projeleri devreye girecek.

Kaynak: Diriliş Postası (Muhammed Şimşek)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.