Libya'da da Müslüman kanı üzerinden hesap!
Kaddafi'nin 6 yıl önce 2011 Şubat'ında devrilerek, katledilmesinin ardından ülkede bozulan istikrar bir daha sağlanamadı. Geniş bir coğrafyaya ve zengin petrol yataklarına sahip olması, Akdeniz ve Afrika'ya hâkim durumdaki konumu nedeniyle stratejik bir öneme sahip olan ülkede; ABD, Fransa, Rusya, İngiltere, Almanya, İsrail ve Mısır gibi ülkelerin desteklediği silahlı gruplar arasındaki mücadele büyüyerek devam ediyor.
Libya'da oluşan çok başlı yönetim sorununa bir türlü son verilemezken, batılı iblislerin kontrolündeki eski General Hafter ile diğer terör unsurların temizlenebilmesi, göç ve açlık sorununun bitirilmesi için İslam Ordusu ile Kaddafi'nin büyük emek ve para harcadığı Afrika Birliği silahlı gücünün ülkeye müdahale etmesi ve Libya'yı batının taşeronlarından arındırması arzu ediliyor.

LİBYA LİBYALILARA BIRAKILACAK DEĞİLDİ

Libya'daki ilk gösteriler Şubat 2011'de başladı. Kaddafi'nin kriz yönetmede basiretsizliği hadisenin seyrini bir anda değiştirdi. 23 Şubat'ta Ulusal Geçici Konsey Trablus'ta yönetime el koyarken, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı ve bir Yahudi kadının oğlu olan Sarkozy alelacele askeri müdahalede bulundu. 20 Ekim'de Trablus güçlerinin ele geçirdiği Sirte'de, Kaddafi vahşide katledilerek görüntüleri dünyaya servis edildi. Şeytanın Fransız kolunun yanı sıra İsrail kolu, ABD ve İngiltere kolları da olmazsa olmazdı. Çünkü Libya'nın zenginlikleri Libyalılara bırakılamazdı.

ŞEYTAN ÇOK SESLİLİK İSTER

Batılı ülkelerin çıkarlarını korumayı önceleyen Birleşmiş Milletler'in gözetiminde yapılan Suheyrat görüşmelerinin ardından ülkede çok başlı yönetim ortaya çıktı. Bunlar Muhammed Süveyhli başkanlığındaki ‘Devlet Yüksek Konseyi', Trablus'ta Fayiz es-Serrac yönetimindeki ‘Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)' ve Tobruk merkezli Akile Salih yönetimindeki ‘Temsilciler Meclisi'nden oluşuyor. Ayrıca ülkedeki silahlı çatışmalar da farklı silahlı grupları doğurdu. Trablus hükümetini destekleyen 11 silahlı grubun başını Fecr-i Libya örgütü; Tobruk'taki Temsilciler Meclisini destekleyen silahlı grupların başında ise emekli General Hafter çekiyor. Kimin koynunda akşamladığı ve kimin koynunda sabahladığı belli olmayan general bozması Hafter'in aslında CIA ve MI6'nın namı hesabına çalıştığı biliniyor.

ÜLKE 5 KAT KÜÇÜLDÜ, 2,5 MİLYON KİŞİ AÇ 

Biri Trablus'ta UMH'ye, diğeri Beyda kentinde Tobruk Temsilciler Meclisi'ne bağlı iki farklı Merkez Bankası faaliyet gösteren Libya'da, Hafter'e bağlı güçler ülkenin doğusundaki petrol rafinerilerine de sahip.

Dolayısıyla şeytanın istediği önemli ölçüde de sağlanmış oluyor. 2011 ile 2015 yılları arasında Libya Merkez Bankası gelirleri 280 milyar dolardan 60 milyar duruma düşmüş durumda. Ülkede iki buçuk milyon insan yardıma muhtaç halde ve çaresizlik içinde yaşamaya çalışıyor.

BATI MÜDAHİL OLDU, LİBYA KARIŞTI

Libya'da yaşananlarla ilgili görüşlerine başvurduğumuz İHH İnsani Diplomasiden Sorumlu Yönetim Kurulu üyesi İzzet Şahin Yeni Söz'e konuştu. Şahin, “Arap Baharı sonrasında Suriye, Mısır, Tunus içerisinde Libya da bu işi yürüten ikinci devlet olmuştu. Kaddafi sonrasında normalde başarıyla tamamlanmış bir devrim varken, Avrupa'nın müdahalesiyle içeride kutuplaşma oluştu. O günden bugüne kadar fiili olarak Suriye benzeri bir bölünme kendini gösterdi” dedi. 

LİBYA'NIN SORUNU LİBYA'DA ÇÖZÜLÜR!

Libya'da savaşan grupların Halep örneğinde olduğu gibi muhasara altına aldığı Bingazi ve Kanfude gibi bölgeleri tahliye etmeye çalıştıklarını kaydeden İzzet Şahin, “Bir tarafta Hafter taraftarları ile Hafter merkezli bir Libya varken; diğer tarafta Türkiye ve birçok ülkede meşruiyetini kabul ettirmiş Trablus Hükümeti var. Bizler her iki tarafın çözümü ülke içinde aramaları için çaba gösteriyoruz. İşin bölgesel ve küresel alana çekilmesi krizi daha da komplike hale getirecektir. Bu sebeple tarafların, dışarının müdahalesi olmadan içeride bir araya gelmelerinin en sağlıklı yol olacağını düşünüyoruz” tespitinde bulundu. 

LİBYA'NIN KURTULUŞU İÇİN 2 SEÇENEK

Çözüme ulaşmak için batılı iblislerin Libya'dan def edilmesi gerekiyor. Bunun ise iki yolu var. İlki; savaşan tarafları masada barıştırarak tek başlı bir yönetime geçişi sağlamak. Libya'da tarafları masaya oturtabilecek tek ülke ise Türkiye. Masada başarı sağlanamaz ise İslam Ordusu ve Afrika Birliği Ordusu acilen uzlaşmaya yanaşmayan taraflara operasyon yapıp bertaraf etmelidir. Sonra Libya'da da Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık gibi iki başlı bir yönetim oluşumu engellenmeli. Sağlam bir kurucu başkan seçilmelidir. Türkiye'nin ilk yapması gereken ise; Dışişlerinin bölgeden habersiz adamları ile değil, sahadaki etkin yardım örgütlerini de içine alan çözüm odaklı az sayıda insanla hızlı ve sonuç alıcı yuvarlak masa toplantısı yapmak; Afrika Birliği, İslam İş Birliği Teşkilatı ve Arap Birliği'nin desteği de alınarak Libya'nın sorununu acilen çözüme kavuşturmak olmalıdır. Türkiye'nin işi çok ama Libya'nın dayanacak bir günü daha kalmadı.

KADDAFİ SONRASINDA İSTİKRAR SAĞLANAMADI

Libya'daki ilk gösteriler Şubat 2011'de başladı. Kaddafi yönetiminin göstericilere orantısız güç kullandığı uygulaması sonucunda hadisenin seyri bir anda değişti. Ulusal Geçici Konsey 23 Şubat'ta Trablus'ta yönetime el koyarken, Fransız savaş uçakları ise Mart ayında Kaddafi güçlerini bombaladı. 20 Ekim'de Trablus güçlerinin ele geçirdiği Sirte'de, Kaddafi'nin öldürüldüğü görüntüler dünyaya servis edildi. 7 Temmuz 2012'de Libya'da meclis seçimleri yapıldı. 8 Ağustos'ta ise Geçici Ulusal Konsey, yönetimi Milli Genel Kongre'ye devretti. Eski General Hafter, Mayıs 2014'te Trablus'ta karşı darbe girişiminde bulundu. Hafter 2 senedir Trablus Hükümeti'ne karşı silahlı mücadele veriyor. 2015'te ise Suheyrat görüşmelerinin ardından Milli Genel Kongre'nin görevine

LİBYA'NIN EN GÜVENDİĞİ ÜLKE TÜRKİYE

Dış ülkelerin Suriye örneğinde olduğu gibi kendi çıkarlarını ön plana çektikleri bir Libya'nın çok daha kötü duruma geleceğini ve sivil kayıplara sebebiyet vereceğini belirten Şahin, “Ülkenin tamamen parçalanmasına sebep olabilir. Bunun olmaması için dışarıdan arabulucu devletlerin Libya'nın birliğini ve bütün tarafların memnuniyetini temin edecek bir çözüm üzerinde yoğunlaşmaları gerekiyor. Libya'nın Türkiye'ye genel manada güveni çok yüksek. Türkiye'nin başını çekeceği bir arabuluculuk çalışması çok daha başarılı olacaktır. Batının çıkarlarını önceleyen BM'nin önerileri bugüne kadar çözüm getiremedi. Yapılan tüm toplantılar başarısızlıkla sonuçlandı” ifadelerini kullandı. 

LİBYA, SURİYE OLMASIN!

Libya'da yaşanan karmaşanını çözülmemesi halinde Suriye benzeri tablo oluşacağı uyarısında bulunan Şahin, “Bir daha birleşmesi çok zor bir parçalanma olabilir. Bunun için her iki taraf da kanalları açık tutup bir araya gelmeli. İHH Yönetim Kurulu Üyesi ve Libya'dan Sorumlu Ahmet Sarıkurt ve ekibi insani diploması ve insani yardım çalışmaları için ülkede bulunuyor. Önümüzdeki günlerde arabuluculuk, anlaşma teşebbüslerinin Libya'nın lokal olarak küçük bölgelerinden geneleni kapsayacak şekilde sürmesi için uğraşıyoruz” dedi.

Kaynak: Yeni Söz
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.