Denize düştüler, Demirtaş yılanına sarılıyorlar
Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu "Denize düştüler, Demirtaş yılanına sarılıyorlar" isimli köşe yazısında muhalefetin seçim sürecindeki çabalarını ele aldı. İşte o yazı; 

Erken seçim kararı ile birlikte..
Muhalefet yaşadığı şoku, karşı ataklarla normalleştirmeye çalışıyor..

Denize düştüler..

Yılana sarılarak, kurtulmaya çalışıyorlar..

Ama o yılanın, kendilerini de zehirleme ihtimalini, gözardı ediyorlar..

Kim o yılan?

PKK’nın uzantısı HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş.

“Biz yılana sarılarak kıyıya çıkmak istiyoruz” diyemeyecekleri için..

Hem HDP oylarını kendi saflarına çekmek için.. Hem de.. Olur ya.. Selahattin Demirtaş’ın, kendileri lehine seçimden çekilme ihtimalini güçlendirmek için..

Selahattin Demirtaş’ı melekleştirme operasyonunu tam gaz sürdürüyorlar..

Bir yandan CHP ile ittifak yapabileceği iddiaları..

Bir yandan Muharrem İnce’nin Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret edip, ardından Demirtaş’ın tahliye edilmesi için çağrıda bulunması..

Yine Saadet Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu’nun “Selahattin Demirtaş tahliye olmalı” şeklindeki açıklaması..

Nihayetinde bizi de düşünceye sevketti..

“Acaba, biz mi yanılıyoruz? Bu konuda bir haksızlık mı var? Demirtaş, haksız yere mi cezaevinde tutuluyor?” diye kendimi sorguladım..

Hafızamda, “PKK’lı cenazesine gitmeyen milletvekilini disipline veririm” sözü vardı.

“Acaba yanlış mı hatırlıyorum? Şu konuyu bir daha inceleyeyim, olur ya, belki ben yanlış hatırlıyorumdur.. Yanlış anlamışımdır.. Veya dindar siyasetçilerin, gazetecilerin sık sık başına geldiği üzere.. Belki Selahattin Demirtaş da, bir yargısız infaz ile, haksız linç operasyonu ile karşı karşıyadır..” diye düşünüp..

Arşivi açtım..

İlgili konuşmayı buldum.

Tekrar tekrar izledim. Yazılı metin ile karşılaştırdım..

Demirtaş’a tahliye isteyenlerin bu ülkede nasıl siyaset yapabildiklerine şaştım kaldım..

Demirtaş’ın diğer eylemlerini boşverin..

Sadece “PKK’lıların cenazesine gitmeyen milletvekillerini disipline vereceği”ni açıkladığı konuşmasının tam metnini aktarayım, haklılığımı siz de görün..

Ülkenin haline, siz de oturup, ağlayın..

Konuşma, 2,5 yıl öncesine ait..

Haziran 2015 seçimlerinden sonra..

1 Kasım 2015 seçimlerinden bir ay önce..

PKK’nın eli kanlı elebaşlarını Kandil’de ziyaret eden Ruşen Çakır ile yaptığı röportajdan aktarıyorum..

Demirtaş sözlerini masumlaştırmak için, önce bir algı oluşturuyor:

“Kendisini savunma imkanı olmayan insanlar öldürülüyor iki tarafta da sonuçta..”

Güvenlik güçleri ile teröristler arasında bir ayrım yapmıyor..

Güvenlik güçlerinin, kanundan doğan görevleri gereği silah taşıdıklarını, güvenliği sağlamak için çalışırken şehit edildiklerini gözardı ediyor..

“İnsanlar öldürülüyor, iki tarafta da sonuçta” diyerek..

Olayı, kendince özetlemiş oluyor..

Peki, görevi gereği, halkın güvenliğini sağlamak için vazife yaparken öldürülen bir asker veya polis ile..

Kandil’den aldığı emir ile..

Kanunda hiçbir yetkisi olmadığı halde silah taşıyan..

Ve bu silahla, güvenlik güçlerini vuran teröristin ölmesi, aynı şey mi?

Aynı şey mi ki, “İnsanlar öldürülüyor, iki tarafta da sonuçta” diye, özetleniyor olay?

Algıyı tam oluşturmak için, bir de şunu ekliyor:

“Ben bir askerin cenazesine, taziyesine gidiyorum. Gerillanın taziyesine, cenazesine de gidiyorum.”

Demirtaş, kaç tane askerin cenazesine katılmıştır bilmiyorum.. 

Ama.. 

PKK’lı terörist ile askerin cenazesini aynı görmesi bile..

Ona suç olarak.. Günah olarak yeter..

Bundan sonrasında da, asker cenazesine katılması da.. Onu bu suçtan kurtarmaz..

Demirtaş’ın konuşmasının sonrası, daha vahim..

Muharrem İnce’nin, Temel Karamollaoğlu’nun, “Özgürlüğünü verin” dedikleri Demirtaş’ın sonraki sözleri de şöyle:

“Fakat bizim bir milletvekilimiz bir PKK’lının cenazesine katıldı diye linç edilebiliyor medyada. Seçmenimiz o bizim. Bize oy veren, güvenen insan. Evladını yitirmiş çatışmada. Bir bakıyorsunuz akşam havuz medyasında ‘Milletvekili PKK’lı terörist cenazesinde..’ Ben çok açık söyleyeyim; Halkımızın acısına sahip çıkmayan milletvekiliyle ilgili kusura bakmasınlar ben soruşturma açtırırım, parti disiplini gereği. Sen oy almışsın o insandan, hassasiyetine dikkat edeceksin arkadaşım. Cenazesine de gideceksin, taziyesine de.”

CHP’nin ulusalcıları bir açıklama yapsınlar.. CHP ile ittifak kurarak seçime giren Meral Akşener’in subayları bir izahat getirsinler.. Dindar seçmenden oy isteyen Temel Karamollaoğlu ne denilmek istendiğini söylesin..

Nedir bu sözler?

Gidilmesi, gidilmediği takdirde disiplin soruşturması açılacağı tehdidi yapılan o cenazelerde açılan PKK bayraklarını falan hiç gündeme getirmeye bile gerek yok..

Ne demek, güvenlik güçlerine ateş açarken öldürülen bir teröristin cenazesine katılma zorunluluğu?

Nereden geliyor, bu mecburiyet?

“Hakkari’de ne diyorsam, Rize’de de aynısını tekrarlayacağım” diyen Muharrem İnce, tüm Türkiye’ye hitap ederek, Ankara’da açıklasın, Selahattin Demirtaş’ın bu sözlerini destekliyor mu?

Bu sözleri bilerek mi, “Demirtaş tahliye olsun” diyor..

“Burada bir suç yok ki. Teröristin cenazesine katılmak zorunlu olmalı” mı diyor?

Açık yüreklilikle cevaplasın..

Kem küm etmek yok..


Bir kısa not düşelim..

“Siz zenginleşmeden, ben zenginleşmeyeceğim” diyen cumhurbaşkanı adayı, 2.5 milyon liralık malvarlığına sahip imiş.

Bu malvarlığı ile, Kemal Kılıçdaroğlu’nu bile çoktan sollamış..

Şimdi merak ediyorum..

Seçmene ilk verdiği mesaj olan, “Siz zenginleşmeden, ben zenginleşmeyeceğim” sözünü.. Daha ilk günden ihlal ettiği ortaya çıkan bir cumhurbaşkanı adayı, sonraki günlerde daha ne yalanlarla karşımıza çıkacak?

Sonuçta ticaret yapmamışsın.. Hayatın memurluk ve milletvekilliği ile geçmiş.. Aldığın toplam maaş belli..

2,5 milyonluk serveti nasıl temin ettin, daha önemlisi o miktarda malvarlığına, bu ülkede kaç kişi sahip ki, Muharrem İnce de sahip olmuş?..

Kaynak: Yeni Akit
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.