Perinçekgiller merkezi Avrasya mı İngiltere mi
Daha öncede belirttiğimiz üzere, özellikle 15 Temmuz'dan sonra planlı bir şekilde güç kazandırılan Kemalist kanadının çatısı 'Perinçekgiller' olmuştur/olmaktadır.

Bu ekip darbeden çok önce haberdar olduğu halde, darbe sonrası (öncesinden de hazırlıklara başlayarak) Ergenekon ve Balyoz mağdurlarına (!) alan açmak için çok ciddi girişimlerde bulundular. TSK içerisinde FETÖ (ABD)'den arındırılan/boşalan alanları, sözde mağdurlar tarafından yetiştirilen taze jenerasyon ile hızla doldurmaya başladılar. Bu plan; kaos, kriz ve belirsizliğin hakim olduğu, darbenin hemen sonrasında devreye sokulduğu için, Devlet yeterli refleksi gösteremedi ve zamanla (TSK'da ki açıklar büyüdükçe) kabullenmek zorunda kaldı.

Hatırlarsınız, 7 Şubat 2017 tarihine Devlet Bahçeli ani bir çıkış yaparak,

-"Eğer Erdoğan ile Perinçek arasında bir tercih yapmamız gerekirse, Erdoğan'ı tercih ederiz"

açıklamasında bulunmuştu. O gün tam mana verilemeyen bu çıkış, Perinçeğin siyaset arenasında ki cürmüne yönelik değil, TSK içerisinde ki yapılanmasına ve bu görevi ona veren arka planda ki 'esas muhataba' karşın söylendiği bugün çok daha iyi anlaşılıyor.

15 Temmuz'dan sonra bir tarafran bu 'önceden planlanmış' süreci 'emredildiği üzere' titizlikle yürüten Perinçekgiller, aynı zamanda Devlet'i, Avrasya kanadına yönlendirmek için yaptığı baskıların boyutunu da günden güne arttırdı. Süreç zamanla öyle bir boyuta evrildi ki, millette %1 dahi karşılığı olmayan Perinçek, bugün kalkıp; 'Edoğan'ı teslim aldığımız bellidir' diyebilecek kadar ileri gidebiliyor.

BUNLARI KİMİN ADINA SÖYLÜYOR?

Peki, bunu neye dayanarak, hangi gücü arkasına alarak, daha doğrusu kimin adına söylüyor? Görünürde çığırtkanlığını yaptığı Rusya, İran ve Suriye üçlüsü, yani dillerinden düşmeyen Avrasya kanadı adına mı? Yoksa bunları sahne önünde tutarak, esas tasmalısı oldukları İngiltere adına mı?

Kemalizm bir İngiliz projesi/garantisi olduğundan, yeni nesil Kemalistler İngilizlerin her daim yakın takibinde olmuştur. Darbe sonrası başlatılan (önceden planlanmış) provakatif eylemler üzerinden (İzmir marşı, heykel kırma, yakma, çalılığa atma, laiklik, TSK'da başörtü, müftü-nikah vs) hörtletilen Kemalizm ve paralel olarak alevlendirilen Irkçılık furyasının arkasında nasıl İngiltere var ise, Avrasyacılığın arkasında da İngiltere vardır -ki- bu iki ideoloji hedeflendiği üzere birbirini beslemektedir.

Bugün Avrasyacılık adı altında atılan her adım, Rusya, İran ve Suriye ile ilişkili görünse de, son sahnede tüm yollar İngiltere'ye (İpek yolu'nun ana aktörü) çıkmaktadır. 15 Temmuz sonrası ABD (FETÖ) vesayetinden arındırılan TSK, 1960 darbesinden itibaren Türkiye üzerinde ABD ile denge savaşı veren İngiltere'nin vesayetine Kemalizm-Avrasyacılık projeleri üzerinden tekrar geçirilmektedir. Kısacası İngiltere kafeslemeye/kullanmaya çalıştığı Türkiye'yi, hem denge savaşı verdiği ABD, hemde Rusya-İran ikilisine karşı yeni stratejik ortaklık (!) adı altında öne çıkarıp dünya liderliğini geri almak istiyor.

Sonuç olarak daha önce ne demiştik?

- 'Yurtta sulh, cihanda sulh' teranesi, İngiltere'nin Anadolu valiliğine verdiği 'kabuğundan çıkmayacaksın' emrinin sloganize edilmiş halidir.

Peki darbeden 6 ay sonra (ki bu süre İngiliz vesayetinin Perinçekgiller üzerinden üstünlük sağlamasına yetmiştir) Türkiye'ye gelen İngiltere Başbakanı Theresa May Anıtkabir defterine ne yazmıştı? 

- 'Yurtta sulh, cihanda sulh'

Anlamı?

Biz kazandık, yeni stratejik ortağınıza merhaba deyin.

Kaynak: Beyaz Gündem (Hasan Basri Aydeniz) 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdullah 1 ay önce

tebrikler üstad