Bilişim sektörüne sanayici kimliği kazandırılacak

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Özellikle, Sanayi 4.0’ı düşündüğümüzde; ülke olarak bilişimde ve yazılımda büyük bir sıçrama yapmak zorundayız. Aksine, yeni sanayi devrimini ve anlayışını teknolojinin, bilimin ve geleceğe dönük bütün hedeflerimizin merkezine koymak durumundayız" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde (TOBB) düzenlenen bilişim sektörüne sanayici kimliği kazandırılmasına ilişkin lansman toplantısında yaptığı konuşmada, insanlık tarihinin başlangıcından bugüne, toplumların refahı için bilginin her zaman vazgeçilmez olduğunu belirten Özlü, “Bilgiye ulaşmak, ona anlam vermek ve sadece gündelik hayatta değil, tüm alanlarda bilgiyi kullanmak; ekonomik kalkınmanın ana dinamiğidir. Bilgiye ulaşan fark yaratır ve kazanır. Tarihte ülkelerin gelişmişlik düzeylerine bakılırken, daha çok askeri güçleri ölçüt olarak alınırdı. Şimdi ise, teknoloji gücü en önemli kriter, en önemli ayırt edici unsur halini almıştır. Bugün artık en büyük güç teknoloji gücüdür. Kalkınma süreçlerinde, teknolojiyi merkez yapan ülkeler her durumda kazançlı çıkmaya devam edeceklerdir. Daha net bir biçimde ifade etmem gerekirse; teknoloji yatırımlarından vazgeçersek, yarınlardan vazgeçmiş oluruz. O yüzden hiçbir surette; teknolojiye, bilişime, yazılıma, Ar-Ge’ye, İnovasyona, tasarıma yatırım yapmaktan geri durmayacağız.” diye konuştu.

“Teknolojiye yatırım yapınız”

Özlü, iş dünyasına ve girişimcilere, “Teknolojiye yatırım yapınız. Çünkü artık şirketlerin ayakta kalabilmesi, piyasanın etkin aktörleri olabilmesi; teknolojiye ne oranda yatırım yaptıklarına bağlıdır. Bizler, Türkiye’nin teknoloji ile birlikte daha da büyüyeceğinin farkındayız. Bunun için varız ve bunun için çalışıyoruz” şeklinde seslendi.

“Özellikle, Sanayi 4.0’ı düşündüğümüzde; ülke olarak bilişimde ve yazılımda büyük bir sıçrama yapmak zorundayız"

2016 yılı verilerine göre, Türkiye’de bilgi ve iletişim teknolojilerinin toplam Pazar hacminin 94.3 milyar liraya ulaştığını bildiren Özlü, şöyle konuştu:

“Sektörün ihracatı ise bir önceki yıla göre yüzde 32 artarak, 3.1 milyar lira seviyesinde gerçekleşmiştir. İhracatımızın 2 milyar liralık kısmı yazılımdan gelmiştir. Bu rakamlar elbette yeterli değildir. Özellikle, Sanayi 4.0’ı düşündüğümüzde; ülke olarak bilişimde ve yazılımda büyük bir sıçrama yapmak zorundayız. Aksine, yeni sanayi devrimini ve anlayışını teknolojinin, bilimin ve geleceğe dönük bütün hedeflerimizin merkezine koymak durumundayız.”

Bakanlığın koordinasyonunda kurulan “Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu”nun 2017 yılı Ocak ayından itibaren faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade eden Özlü, bu platformda kamu kurumu temsilcileri, iş dünyası temsilcileri, STK’lar, üniversiteler, araştırma kurumları ve bağımsız uzmanların yer aldığını ve platformun; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının başkanlığında, TOBB, TİM, TÜSİAD, MÜSİAD, YASED ve TTGV başkanlarının üyesi olduğu icra kurulundan oluştuğunu aktardı. Özlü, “Halihazırda çalışmalarına devam eden 6 adet çalışma grubu kurulmuştur. Bunlar; Sanayide Dijital Teknolojiler, İleri Üretim Teknikleri, Açık İnovasyon, Eğitim, Altyapı, Standartizasyon, Mevzuat, Patent gruplarıdır. Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu; ülke sanayimizin dijital dönüşümüne ilişkin her türlü politika ve stratejiyi oluşturmak için gerekli çalışmaları üretmektedir. 4. Sanayi Devrimi’ne ilişkin, değişik kurumlar, raporlar ve katkılar sunmaya devam ediyorlar. Söz konusu raporlarda; yapılacak yatırımlarla istihdama yaklaşık yüzde 5 ve gayri safi yurtiçi hasılaya 150-200 milyarlık bir ilave sağlanacağı değerlendiriliyor” dedi.

“4. Sanayi Devrimi’ni ülkemiz için fırsata çevireceğiz”

“4. Sanayi Devrimi’ni ülkemiz için fırsata çevireceğiz” diyen Bakan Özlü, “Sanayileşme politikalarımızı, Sanayi Devrimi’nin gereklerine göre yeniden güncelledik ve yeniden kurguladık. Bu anlamda; dijital değişime ayak uydurmak, bir tercih değil, zorunluluktur. Yazılıma, bilişime yatırım yapmak bir tercih değil, zorunluluktur. Tüm bunlarla birlikte, sanayimizin yüzde 7’ler mertebesinde büyümeye başlamasına asla hayal olarak görmüyoruz. Bunu başarabilecek tecrübemiz, altyapımız ve hepsinden önemlisi inancımız vardır” açıklamasında bulundu.

Bakanlık olarak, Türk Sanayi Devrimi yolunda çok yönlü çalışmaları ve projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini anlatan Özlü, Tekno Girişim Sermayesi Destek Programı kapsamında şu anda bin 933 girişimciye destek olduklarını bildirdi.

Bakan Özlü, “Tekno Girişim Sermayesi Programından en fazla faydalanan sektör, yazılım sektörü olmuştur. Özellikle üniversiteden fikirlerle, projelerle mezun olan gençlerimizi desteklemeyi temel amaç edinmiş bulunuyoruz. Ar-Ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ürünlerin seri üretimini desteklediğimiz, Tekno Yatırım Destek Programı kapsamında ise şimdiye kadar 204 firmaya destek olduk. Her iki programımız ile firmalara toplam 209 milyon lira tutarında destek olacağız” ifadelerini kullandı.

1 Temmuz’da yürürlüğe giren Üretim Reform Paketinin sanayinin bütün sektörlerine, çok farklı alanlarda destekler sunduğuunu söyleyen Özlü, “Bu paket, Türkiye’nin sanayileşme yolundaki en büyük adımıdır. Sanayi sitelerinden, Organize Sanayi Bölgelerine, kurumsal iyileştirmelerden, dijital dönüşüme, finansmana erişimden, KOSGEB desteklerine, ürün güvenliğinden, Ar-Ge’nin desteklenmesine kadar çok geniş bir yelpazede, Türk sanayicisinin önünü açıyoruz” dedi.

Üretim Reform Paketi ile birlikte bilişim teknolojisi ve yazılım üreten işletmelerin, artık Sanayi Sicil Kanunu kapsamına alındığını kaydeden Özlü, “Yani bu paketle, yazılımcılarımızı sanayici kapsamına aldık. Artık yazılımcılar, sanayicilerin elde ettikleri tüm haklardan faydalanacaklar” diye konuştu.

“Bugün itibariyle ülkemizde 38 sektörde ve 35 ilimizde, toplam 589 Ar-Ge Merkezi bulunmaktadır”

Bakan Özlü konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“Bugün itibariyle ülkemizde 38 sektörde ve 35 ilimizde, toplam 589 Ar-Ge Merkezi bulunmaktadır. Bunların 53’ü yazılım, 40’ı bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilgili merkezlerdir. Ar-Ge Merkezlerinde yaklaşık 38 bin kişi çalışmaktadır. Bu merkezlerde 16 bin adet tamamlanan ve devam eden proje yürütülmektedir. Yine ülkemizde 20 sektörde ve 11 ilimizde, toplam 74 Tasarım Merkezi bulunmaktadır. Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin toplam sayısı 663’e ulaşmıştır. Bu sayıyı yıl sonuna kadar bine tamamlamayı düşünüyoruz. Tasarım Merkezlerinde bin 700 personel görev yapmaktadır. Devam eden ve tamamlanan proje sayısı 894 olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlar ve gelişmeler, bizlere umut ve ilham vermektedir.”

Bilişim ve yazılım sektörlerinin yaşadığı sorunların da farkında olduklarını kaydeden Özlü, “Bu sektörlerin nitelikli iş gücü açığı, Ar-Ge teşviklerinin uygulanmasında yaşanan sorunlar, fiyat odaklı ihale süreçleri gibi problemler yaşadığınızı bildiklerini ve bu alanlarda çalışmalar yapmak ve ilerleme kaydetmek durumundayız. Bu amaçla, Bilgi Teknolojileri ve yazılım sanayimizin cirosunun 2023 yılına kadar iki katına çıkarılmasını hedefleyen, “Bilgi Teknolojileri ve Yazılım Sanayi Programı” çalışmasını başlattık” şeklinde konuştu.

Özlü, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türk sanayisi bilişimle büyüyebilir. Reel sektörle bilişimi buluşturacak, bunların eşgüdümünü sağlayacak çok daha fazla platforma ihtiyacımız vardır. Hem kamunun, hem şirketlerin, hem de bilişim ve yazılım sektörünün çok daha fazla proje üretmesi gerekmektedir. Bütün sektörlerin, özellikle bilişimden ve yazılımdan beklentileri çok yüksektir. Bu beklentileri karşılayacak ortak bir akıl, ortak bir vizyon ve ortak bir inançla hareket etmeliyiz. Bizler bakanlık ve Hükümet olarak bu eşgüdüm kanallarını sonuna kadar açık tutmaya devam edeceğiz. Bilişimin ve dijital dönüşümün en büyük sermayesi insandır. Ülkemizin dinamik nüfusu; bilişimde, yazılımda ve teknolojide en büyük potansiyelimizdir. Bu nedenle gençlerimize, dijital değişimi yakalayacakları, katma değeri yüksek beceriler kazandırmak zorundayız. Ar-Ge, İnovasyon, bilişim ve yazılımı; eğitimde çok önemli bir reform alanı olarak ele alıyoruz.”

"Önümüzdeki 6 yıl içinde 60 bin bilişim uzmanı işgücüne kazandırılacaktır"

7 Temmuz 2017’de “Ulusal İstihdam Stratejisi ve Eylem Planları”, Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Özlü, “Bu strateji ve eylem planında bilişim için özel bir başlık açılmış ve hedefler belirlenmiştir. Buna göre; her yıl 10 bin bilişim uzmanı yetiştirilecektir. Önümüzdeki 6 yıl içinde 60 bin bilişim uzmanı işgücüne kazandırılacaktır. Girişimciliğe yönelik teşvikler artırılacak, bilişim sektörü piyasanın daha etkin çalışması sağlanacaktır. Kocaeli Gebze’de devam eden Bilişim Vadisi Projemizin birinci etabı tamamlanmak üzeredir. Birinci etap bittiğinde 2 bin kişiye, proje tamamlandığında ise yaklaşık 100 bin nitelikli insana iş ve istihdam sağlanacaktır. Bilişim Vadisinde 5 bin Ar-Ge firması faaliyet gösterecek ve çok kısa sürede yıllık 50 milyar dolar ciroya ulaşılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Bakanlık olarak, 3 temel prensip ve hedef üzerinde yoğunlaştıklarına dikkat çeken Özlü, “Bunlardan birincisi “İleri Sanayi Ülkesi Türkiye” hedefidir. İkincisi “Bilim Merkezi Türkiye” hedefidir. Üçüncüsü “Teknoloji üssü Türkiye olma ” hedefidir. Bu hedefler asla hayal değildir. Türkiye, sanayileşme sürecinde vagon değil lokomotif ülke olma hedefini seçmiştir. Bu toplantının sonuçlarının, “İleri Sanayi Ülkesi Türkiye” hedefine hizmet edeceğine yürekten inanıyorum” açıklamasında bulundu.

“Yazılımcıların sanayici kimliğini kazanmasıyla birlikte firmalarımız devlet teşviklerinden artık daha etkin bir şekilde faydalanabilecekler”

TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halim Mete ise toplantıda yaptığı konuşmada Bakan Özlü’nün cesur ve vizyoner yaklaşımıyla, yazılım sektörünün de sanayici kapsamına alındığını belirterek, “Yazılımcıların sanayici kimliğini kazanmasıyla birlikte firmalarımız devlet teşviklerinden artık daha etkin bir şekilde faydalanabilecekler. Sektöre verilen her ilave destek, küresel ölçekte söz sahibi yazılım şirketleri çıkarabilmemize büyük katkı verecek” değerlendirmesinde bulundu.

Mete, şöyle konuştu:

“Marifet, iltifata tabidir. Müşterisiz meta zayidir. Bilişim alanında yapılanlar ülkemize daha fazla zenginlik getirir. Gerçekten de dünyada baş döndürücü hızda gerçekleşen bir teknolojik dönüşüm yaşanıyor. Zengin ülkelerin geçtiği yollardan yürüyerek zenginleşmek artık mümkün değil. Devir, eskiyi parlatıp yeniden piyasaya sürme devri hiç değil. Eskinin yerine yenisini koyma, ihtiyaçları yeniden tanımlama, yenilik yapma devri. “Büyük balık, küçük balığı yutar” sözü geçerliliğini yitirdi. Artık “hızlı balık, yavaş balığı yutuyor.” Mazisi 10 yılı bile bulmayan genç şirketlerin, 100 yıllık dünya markalarının iş modellerini yıkıp geçmesi bunun göstergesi. “Uber ve Tesla”, otomotiv endüstrisini değiştirdi. Uber’in bir tane Taksi’si yok, değeri 50 milyar dolar. Tesla’nın şirket değeriyse BMW’yi geçti. “Airbnb”, konaklama sektörünü geliştirdi. Sahip olduğu bir tane otel yok, değeri 25 milyar dolar. “Whatsapp” telekom altyapısına sahip değil, ama değeri 20 milyar dolar. “Alibaba”, toptan ve perakende ticaretini değiştirdi. Stokta ürün tutmuyor, değeri 200 milyar dolar. “Facebook yazılı ve görsel medyayı dönüştürdü. İçerik oluşturmak için 1 kişi çalıştırmıyor, değeri 200 milyar dolar. Buradaki büyük kazancın sermayesi bilişim. Teknoloji, bilişim, mobil uygulama ekonomide yeni bir çağ başlattı. Önümüzdeki 25 yılda mevcut mesleklerin yüzde 47’si ortadan kalkacak. Elbette yok olan mesleklerin yerine yenileri gelecek. Ancak tüm bu yeni meslekler yeni sanayi devrimi teknolojilerini, uygulama ve geliştirme becerilerini gerektirecek."

“Dijital dönüşüm, Türkiye’nin zenginleşmesi için çok büyük bir fırsat”

“Dijital dönüşüm, Türkiye’nin zenginleşmesi için çok büyük bir fırsat” diyen Mete, “Dijital dönüşüm ekonomi gündeminin temeli olmalı. Yeni nesilleri, dijital dönüşüme uygun becerilerle yetiştirebilirsek, Türkiye’nin dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alacağına yürekten inanıyorum. Türkiye’yi dijital dönüşüm sürecine hazırlamak için kamunun, firmaların, üniversitelerin ve sivil toplumun birlikte çalışması son derece önemli. Kamu, uygun yasal çerçeve ve desteklerle firmaların gelişmesine katkı sunmalı. Firmalar, eski iş yapma biçimlerini yeni ekonomiye uyumlu bir şekilde gözden geçirmeli. Üniversiteler, yeni ekonomiyi doğru okumalı ve müfredatlarını ona göre şekillendirmeli. Sivil toplum ise kamu ve özel sektör arasındaki işbirliğini kuvvetlendirecek ve toplumun bilinçlenmesini sağlayacak adımları atmalı. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu toplantı, kamu-özel sektör diyaloğunun geliştirilmesinde sivil toplumun üstlenmesi gereken rolün güzel bir örneği” diye konuştu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.