Ülkemin, “şeriat” kelimesini duyar duymaz, hop oturan hop kalkan kesimi için biraz iğneleyici bir başlık seçtim ama sakin olun. Netice de “fikir özgürlüğü” vardı ya hani bu bahane ile belki okursunuz, anlar mısınız bilmem.

Evet, şeriat istemenin zamanı geldi. Şeriat istemenin zamanı kelime-i şahadet ile zaruri hale gelir zaten. Yada “şeriat nedir” bildikten sonra istemek zaruridir de o nedenle vakti bu yazımla birlikte gelmiş olacak bazı kafalarda da.

Öncelikle Kemalistlerin “uyuz” olduğu bu “şeriat” nedir, onu bir kurcalayalım. Şeriat, bitkilerin fotosentezidir; şeriat, gözün görmesi, kulağın işitmesidir.

Şeriat, güneşin 1,997 km/s hızla dönmesi; şeriat, boşluğa bırakılan bir cismin yere düşmesidir. Bunların hepsi “şeriat-ı fıtriye” dediğimiz şeydir. Yani evrende işleyen tüm kanunlar şeriattır. Bu kanunların yaratıcısı olarak Allah’ı bilen ve bu Allah’ı İslam’la bilenlerin kullandığı bir terimdir “şeriat”.

***

Elbette ‘İslam dinine inanlar için sadece fiziksel, kimyasal kanunların belirleyicisi Allah’tır’ dersek, bir şeyler eksik kalır. Şeriat aynı zamanda insan ve toplum kurallarını da belirleyen kanunları içerir.

“Ha işte kol kesmek, adam doğramak” demek istiyorsun diyen beyni tomografi de çıksa da gerçekte kullanıma müsait bir beyni olmayanlar, elbette “doğa kanunlarını belirleyen Yaratıcı olabilir ama insanın kanunlarını insan belirler, netice de yaşam benim yaşamım“ dercesine homurdanmaya başlayabilir.

***

Burada insanlar ikiye ayrılır. Birincisi, İslam’ı kabul edenler, ikincisi İslam’ı kabul etmeyenler. İkincisine saygı duyarım.

İslam’ı kabul edenler de ikiye ayrılır. Birincisi, İslam’ın şeriatını kabul etmeyenler, ikincisi İslam’ın şeriatını da kabul edenler. İkincisine saygı duyarım.

İslam’ın şeriatını kabul etmeyenlerde ikiye ayrılır. Birincisi, “doğan görünümlü şahin” gibi Müslüman olan fakat içi “kendini sınırlayan ne kadar İslam kokan şey varsa” tiksinenler. İkincisi cehaletinden “şeriat” kavramını bilmeyenler ve yanlış mana verildiği için karşı çıkanlar.

İkincisine üzülürüm ve “şeriat istemenin zamanı gelsin” diye gerçek şeriatı öğretmeye gayret gösteririm. Birincisi ise kötü huylu tümördür, bunlar küfrün en şiddetli basamağında cirit atan yaratıklardır, onlara daha söyleyecek çok sözümüz var. Yeri geldikçe sözlerimize muhatap olacaklar.

***

Şimdi gelelim şu şeriatı istemeyen garip Müslüman’a…  Allah’ın; şuna göre mirasını belirle, buna göre hırsıza muamele et, bu hükme göre çocuğa cinsel tecavüzde bulunan sapığı hapiste vergi ile beslemek yerine böyle muamele et, hanımının şu hukuklarına dikkat et, beyinin şu hakları vardır bil ona göre muamele et, komşuna şöyle davran… Ve sair binlerce insan ve toplum üzerine Allah’ın emirleri ve yasakları, tüm hükümleri, şeriattır. Kabul etmeden, bunu istemeden nasıl Müslüman olunur?

***

Müslüman ol veya olma saygı duyarım ancak ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. “Şeriat’ı istemem ama Müslüman olayım kıyıdan” diye bir şey yok. Ve “Müslümanlık bence…” diye laf gevelemeye başlarsan olmaz bu işler. Cehaletinde seviye atlamaktan öte bir şey beceremezsin!

Çünkü Cuma’dan Cuma’ya camiyi turlamaktan, “iyi kalpli bir cici insan” olmaktan daha öte önemli şeyler var. Bunu anlayamaz, İslam’ı camiye kilitler, Hz. Muhammed (a.s.m) dönemini alkışlayıp, hükümleri o döneme iteler, kafir gibi yaşar, Müslümanlık cilasıyla gezersin. Ne olduğu belli olmayan bir şey olursun!

İnsani ilişkilerde ve davranışlarda da şeriatı kabul etmek ve istemek şarttır. Allah’ın kuralları ve kanunları yok sayılarak kurulacak bir toplum düzeni, Müslüman için nasıl bir aydınlık parıltısı gibi görülebilir, şaşarım!

***

Amma bir not daha, Bediüzzaman gibi, “ben de şeriat isterim, fakat diğerlerinin isteyişi gibi değil” derim. DAEŞ gibi değil, İran gibi değil, Suudi maşalar gibi değil. Kısacası, “şeriat” kavramını şarlatanlıklarıyla dolduran ve bunu İslam tepsisinde sunan alçaklar gibi değil…

Şeriat isterim, Allah’ın hükümlerini dikkate alan yasalarla muamele görmek, onun koyduğu hükümlere uygun yaşam sınırlarında yaşamak isterim. Kul olduğumun şuurunu yasalarda da okumak isterim.

***

Şeriat isterim, fakat şeriatı isterken de Şeyh Said’ler gibi veya diğer birçokları gibi değil, şeriatı da şeriata uygun yöntemlerle isterim. Şeriatı isterken şeriata muhalif yöntemleri, yanlış amelleri, idareye baş kaldırmayı, kendi başına bir grup olarak asıp kesmeyi kabullenemem. Çünkü ben şeriatı da şeriata uygun isterim.

Dört halife devrinde hayat bulan şeriatı, o dönemde ortaya çıkan Cumhuriyet meyvesini de isterim. Ben şeriatı isterim, çünkü cehalet uykusu bize yeter, şeriatı istemenin artık zamanı gelmiştir. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdullah 5 ay önce

bize şeriatı öyle vahşi anlattılar ki bir şehri medine yapan medeniyetin kaynağı olan şeriat-ı muhammediye (a.s.m) bize kafirce yaşamaktan daha uzak gelir oldu. ne vahim... çok güzel özetlenmiş. misafir değil böyle sürekli yazılara ihtiyacımız var

Avatar
İrtica korkusu 5 ay önce

İrtica diye diye milleti dinden imandan ettiler, bunların korkusu hırsız oldukları için ellerimiz kesilir diye, bunlar namussuz oldukları için istedikleri gibi yaşayamaz diye, bunlar soysuz oldukları için avrupaya özendikleri için şeriatı istemezler. Yoksa şeriatın ne olduğunu bile bilmezler. Yapay adalet düzeni oluşturup insanları kandırabileceklerini sanırlar ama bugün Türkiye'de kimse mevcut sistemde hakkını alabileceğine inanamıyor maalesef