Şerafettin Çidam’ın meslek serüveni, ailesinin kuşaklar boyu sürdürdüğü demircilik geleneği ile başladı. Dedesi ve babası sıcak demircilik yapan Çidam, zamanla bu birikimi teknolojiyle birleştirdi. Geleneksel el emeğini modern sistemlerle buluşturan usta, demir işçiliğindeki tecrübesini rüzgâr türbini imalatına uyarladı.
Rüzgârla Çalışan Sistemler Türkiye’nin Birçok İlinde Kuruldu
Yaklaşık 30 yıldır rüzgârgülü sistemleri üzerine çalışan Çidam, bugüne kadar Türkiye’nin birçok ilinde kurulum gerçekleştirdi. Özellikle elektrik altyapısının yetersiz olduğu kırsal bölgelerde tercih edilen bu sistemler, kullanıcılarına kesintisiz ve temiz enerji sağlıyor. Kurulum öncesinde rüzgâr ölçümleri yapılarak bölgeye uygun sistemler tasarlanıyor.
Van Erciş’te 12 kW’lık Hibrit Sistem Devreye Alındı
Son olarak Van’ın Erciş ilçesine bağlı Bayramlı köyünde, çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan Nihat Baş için 12 kW gücünde hibrit bir rüzgâr enerji sistemi kuruldu. Rüzgârla çalışan ve gerektiğinde farklı enerji kaynaklarıyla desteklenen sistem, bölgedeki elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyor.
“Doğa Dostu ve Kirletmeyen Bir Sistem Kurduk” Denildi
Kurulumu gerçekleştiren Şerafettin Çidam, mesleğinin köklerine dikkat çekerek, “Dedem demirciydi, babam ve abilerim demirciydi. Ben de bu mesleği geliştirerek rüzgârgülü imalatına başladım. Van Erciş’te kurduğumuz bu sistem hibrittir, doğa dostudur ve çevreyi kirletmez” ifadelerini kullandı.
Üretici Elektrik Sorununa Çözüm Bulduğunu Belirtti
Sistemin kurulduğu üretici Nihat Baş ise bölgede yaşanan elektrik yetersizliği nedeniyle bu sistemi tercih ettiklerini söyledi. Baş, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde enerjiye duyulan ihtiyacın arttığını belirterek, rüzgâr enerjisinin sürdürülebilir ve ekonomik bir çözüm sunduğunu ifade etti.
Temiz Enerji Kırsalda Umut Olmaya Devam Ediyor
Dededen kalan bir mesleğin yenilenebilir enerjiye dönüşmesi, hem kültürel mirasın yaşatılması hem de çevre dostu üretimin yaygınlaşması açısından dikkat çekiyor. Şerafettin Çidam’ın çalışmaları, rüzgârın gücüyle sürdürülebilir bir geleceğin mümkün olduğunu ortaya koyuyor.