Bohem bir hayatın sefahati içinde kadın bacaklarına şiir yazarken; Pozivitizm dinine iman etmiş madde perest hedonistler onu el üstünde tutuyordu.

Ama o, çoğu kimseyi hayatının sonuna kadar esir alan şöhret sarhoşluğuna kapılmadı.

Eskimez yeniyi, mutlak hakikatı arayıp bulmak ve kanayan vicdanının feryatlarını susturmak istiyordu.

Bir şehir hatları vapurunda seyahat ederken çıktı karşısına aradığı ipucu.

Karşısında oturup ifadesiz bir suratla ısrarla kendisine bakan adamdan huylandı.

Başka yönlere baktı, elindeki gazeteyle oyalandı fakat adamın ısrarlı bakışı yüzünden başka yöne hiç dönmedi.

Sonunda öfkeyle karışık bir merakla sordu karşısındaki adama; "Ne bakıyorsun?"

Cevap: "Bunu sorasın diye bakıyorum" oldu.

"Sordum işte ne olacak?" dedi, ifadesiz suratlı adama.

Adam rahatsız edici bir dinginlikle konuştu: "Necip Fazıl daha ne zamana kadar bu sefih hayatı sürdüreceksin, bir Allah dostunun eteğine yapışamanın vakti gelmedi mi?"

O ana kadar pek ciddiye almadığı bu adamın sorusu karşısında sarsıldı, muhatabının zannettiğinden daha derin birisi olduğunu anlamakta gecikmedi.

Sorusuna soruyla karşılık verdi; "Bu zamanda öyle ehil bir mürşid-i kâmil mevcut mu?"

"Evet mevcut" dedi sırlı adam ve devam etti; "Nakşibendi şeyhi Seyyid Abdulhakim Arvasi Cuma günleri Ağa camiinde vaaz ediyor, git bul onu."

O sır dolu adamı hayatı boyunca bir daha hiç görmedi.

Müthiş bir merak uyanmıştı içinde ve hikmetini anlayamadığı bir istek ve sabırsızlık duyuyordu.

İlk Cuma geldiğinde Beyoğlu'nda Abidin Dino ile kaldığı bekar evinden boy abdesti alıp fırladı.

Gittiğinde namaz bitmiş bahsedilen zat Caminin avlusuna çıkmıştı.

Gözlerini Necip Fazıl'a dikmiş bekliyordu.

Hemen vardı saygıyla elini öptü.

Tatlı bir tebessümle bakıp "geç kaldın Necip, Eyüp'te Pierre Loti'de dergahımız var oraya bekleriz" dedi ve gitti.

O günden sonra Türk'ün İslam davasının cesur yürekli mücahidi Necip Fazıl'ın ihya ve inşası başlamış oldu.

Doyumsuz ifadesiyle şöyle anlattı bu ahvali Necip Fazıl;

"TAM OTUZ YIL SAATİM ÇALIŞMIŞ BEN DURMUŞUM, GÖKYÜZÜNDEN HABERSİZ UÇURTMA UÇURMUŞUM."

***

Yine böyle bir Ramazan günüydü.

Zamanın Başbakanı Erbakan, İslam alimlerine, cemaat önderlerine, tasavvuf erbabına bir iftar verdi, Başbakanlık konutunda.

CHP ve seksen senedir ürettiği din düşmanları kızılca kıyameti kopardılar.

Erbakan'ı linç etmek için yarışa girdiler.

Gel zaman git zaman yıl 2019'a geldiğinde, Erbakan'ın partisinde akıl hocalığı yapan Hasan Damar; Yunanlı YORGO'ların baş tacı ettiği, Kandil'den terör elabaşlarının desteğini sunduğu ve Erbakan'a hayatı zindan eden CHP'nin adayına  "belediye seçimini biz kazandırdık" diye övünmeye başladı.

Bence bu Hasan Damar'ın soy adındaki bir harf yanlış.

(...)