Günlük yaşamda veya spor sırasında ortaya çıkan kas-iskelet sistemi yaralanmaları, kişinin hareket kapasitesini doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle diz, kalça, omuz ve ayak bileği bölgesinde görülen sorunların farklı nedenlere bağlı gelişebildiğini belirten Op. Dr. Atakan Güvendiren, doğru tedavi planının hastanın yaşı, aktivite düzeyi, şikâyetleri ve muayene bulguları birlikte değerlendirilerek oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Spor yaralanmalarından menisküs ve ön çapraz bağ sorunlarına, ileri düzey kıkırdak kaybından eklem protezlerine kadar farklı hastalık gruplarında aynı yaklaşımın uygulanamayacağını kaydeden Güvendiren, yalnızca MR veya röntgen sonucuna bakılarak tedavi kararı verilmesinin yeterli olmadığını söyledi.
Spor yaralanmalarında önce hasarın türü belirlenmeli
Spor sırasında meydana gelen diz, omuz ve ayak bileği yaralanmalarının özellikle aktif yaşam süren kişilerde sık görüldüğünü belirten Güvendiren, her yaralanmanın aynı tedavi sürecini gerektirmediğini ifade etti.
Ön çapraz bağ yaralanmaları, menisküs problemleri, kıkırdak hasarları, omuz çıkıkları ve çeşitli bağ yaralanmalarında öncelikle travmanın nasıl oluştuğunun değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Güvendiren, “Hastanın öyküsü, fizik muayene bulguları ve gerekli durumlarda görüntüleme sonuçları birlikte ele alınmalı. Sadece görüntüleme raporunda bir yaralanma görülmesi doğrudan cerrahi kararı anlamına gelmez” dedi.
Tedavi planında yaşın yanı sıra hastanın yaptığı spor, günlük aktivite seviyesi, yaralanmanın derecesi ve eklemde eşlik eden başka sorunların bulunup bulunmadığının da önem taşıdığını söyledi.
Menisküs yırtığı her zaman ameliyat gerektirmiyor
Menisküs yaralanmalarının spor sırasında gelişebileceği gibi yaşla birlikte dokunun yapısında meydana gelen değişikliklere bağlı olarak da ortaya çıkabildiğini belirten Op. Dr. Atakan Güvendiren, tedavi kararında yırtığın tipi, konumu ve büyüklüğünün değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Güvendiren, “MR raporunda ‘menisküs yırtığı’ yazması tek başına ameliyat nedeni değildir. Hastanın ağrısının düzeyi, dizde takılma veya kilitlenme bulunup bulunmadığı, günlük hareketlerin ne kadar etkilendiği ve muayene bulguları birlikte değerlendirilmelidir” diye konuştu.
Cerrahi gerektirmeyen bazı vakalarda takip, egzersiz ve rehabilitasyon yöntemlerinin uygulanabildiğini kaydeden Güvendiren, uygun hastalarda ise artroskopik cerrahi seçeneklerinin değerlendirilebildiğini söyledi.
Ön çapraz bağ tedavisinde aktivite seviyesi belirleyici olabiliyor
Ön çapraz bağ yaralanmalarının futbol, basketbol, tenis ve kayak gibi ani yön değiştirme hareketlerinin bulunduğu sporlarda görülebildiğini belirten Güvendiren, tedavinin yalnızca bağdaki hasarın varlığına göre planlanmadığını söyledi.
Hastanın yaşı, fiziksel aktivite düzeyi, dizde oluşan güvensizlik hissi, eşlik eden menisküs veya kıkırdak sorunları ile yeniden spora dönme beklentisinin değerlendirmeye dahil edildiğini belirten Güvendiren, “Özellikle aktif spor yaşamına devam etmek isteyen hastalarda yapılacak sporun özellikleri de tedavi planında dikkate alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Spora dönüş kararı yalnızca geçen süreye bağlı değil
Spor yaralanmalarından sonra hastaların en fazla sorduğu konuların başında spora ne zaman dönülebileceğinin geldiğini söyleyen Güvendiren, bu kararın yalnızca yaralanma veya ameliyat sonrasında geçen zamana göre verilmemesi gerektiğini belirtti.
Eklem hareket açıklığının, kas gücünün, denge ve koordinasyonun yeterli seviyeye gelmesinin önemli olduğunu anlatan Güvendiren, kişinin yaptığı spora özgü hareketleri güvenli şekilde gerçekleştirebilmesinin de değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
“Rehabilitasyon tedavinin tamamlayıcı bir bölümü değil, doğrudan tedavi sürecinin bir parçasıdır” diyen Güvendiren, hastaların iyileşme döneminde düzenli kontrollerle takip edilmesinin önem taşıdığını söyledi.
Eklem protezi kararı yalnızca yaşa göre verilmiyor
İleri düzey kıkırdak kaybı ve eklem hasarlarının özellikle diz ve kalça bölgesinde günlük yaşamı önemli ölçüde zorlaştırabildiğini belirten Güvendiren, ağrı, hareket kısıtlılığı, merdiven kullanımında güçlük ve gece ağrısının sık görülen şikâyetler arasında yer aldığını ifade etti.
Ancak eklem protezi cerrahisinin her ağrı şikâyetinde ilk seçenek olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Güvendiren, “Hastanın günlük yaşamındaki fonksiyon kaybı, klinik bulguları ve cerrahi dışı tedavilerden elde edilen sonuçlar birlikte değerlendirilmelidir” dedi.
İlaç tedavisi, egzersiz ve fizik tedavi gibi yöntemlerden alınan sonucun da protez kararı öncesinde dikkate alınması gerektiğini belirten Güvendiren, cerrahi gerekliliğin ayrıntılı değerlendirme sonrasında belirlenmesi gerektiğini aktardı.
Diz ve kalça protezinde kişiye özel planlama
Diz ve kalça protezi cerrahilerinde hastanın anatomik yapısı, kemik kalitesi, eklemdeki deformasyonun derecesi ve genel sağlık durumunun operasyon planını etkileyebildiğini belirten Güvendiren, ameliyat sonrası dönemin de tedavinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Güvendiren, “Protez ameliyatının tamamlanması tedavinin bittiği anlamına gelmez. Hastanın hareket kapasitesinin yeniden kazanılması, günlük yaşamına dönüşü ve rehabilitasyon süreci düzenli olarak takip edilmelidir” ifadelerini kullandı.
Robotik cerrahi her hasta için standart yöntem değil
Ortopedi alanında son yıllarda yaygın biçimde konuşulan robotik cerrahi sistemlerinin, özellikle bazı diz ve kalça protezi operasyonlarında planlamaya yardımcı olabildiğini belirten Güvendiren, teknolojinin tek başına tedavi kararını belirlemediğini söyledi.
Güvendiren, “Robotik sistemler cerrahi planlamada kullanılan araçlardan biridir. Ancak hangi yöntemin uygulanacağı hastanın klinik durumu, anatomik özellikleri ve ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir” dedi.
Uzun süren eklem ağrıları değerlendirilmelidir
Her diz, kalça veya omuz ağrısının ciddi bir sağlık problemi anlamına gelmediğini belirten Güvendiren, uzun süren veya giderek artan şikâyetlerin ise değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Özellikle travma sonrasında gelişen şişlik, üzerine basamama, eklemde kilitlenme, belirgin hareket kaybı veya devam eden ağrı durumlarında ortopedik değerlendirme gerekebileceğini kaydeden Güvendiren, spor yapan kişilerin de ağrıyı sürekli bastırarak aktiviteye devam etmemesi gerektiğini söyledi.
“Tedavi hastaya göre planlanmalı”
Modern ortopedi ve travmatoloji yaklaşımında hastanın yalnızca görüntüleme sonucu üzerinden değerlendirilmediğini belirten Op. Dr. Atakan Güvendiren, “Yaş, günlük yaşam, fiziksel aktivite seviyesi, muayene bulguları ve hastanın beklentileri tedavi planının parçalarıdır. Aynı tanıya sahip iki hastada bile farklı tedavi yöntemleri gündeme gelebilir” diye konuştu.
Spor yaralanmalarında temel hedefin kişinin günlük yaşamına veya spora güvenli şekilde dönebilmesini sağlamak olduğunu belirten Güvendiren, eklem protezi gereken hastalarda da cerrahi öncesi hazırlık, operasyon ve rehabilitasyon sürecinin bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Haberde yer alan bilgiler genel ortopedi ve travmatoloji bilgilendirmesi niteliğindedir. Kişiye özel tanı veya tedavi önerisinin yerine geçmez