☰
✕
GÜNDEM

Şanlıurfa’daki deprem sonrası Bozova Fayı yeniden gündemde: Uzmandan dikkat çeken açıklamalar

Şanlıurfa’da meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki deprem kentte kısa süreli paniğe neden olurken, sarsıntının ardından bölgedeki aktif faylar yeniden gündeme geldi. Özellikle Bozova Fayı ile ilgili geçmişte yapılan bilimsel çalışmalar dikkat çekti.

Abone Ol

Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Süleyman Pampal, Karaköprü’de meydana gelen sarsıntının bölge açısından beklenmedik olmadığını belirterek, Şanlıurfa ve çevresinde benzer depremlerin yaşanabileceğini söyledi.

AFAD verilerine göre deprem, Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde 7,39 kilometre derinlikte meydana geldi. Sarsıntı Şanlıurfa’nın yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Batman, Gaziantep, Adıyaman ve Malatya’da da hissedildi. Deprem sonrasında gözler, bölgedeki fayların geçmişine ve gelecekte oluşturabileceği risklere çevrildi.

Şanlıurfa’daki sarsıntı bölgedeki fayları yeniden gündeme getirdi

Karaköprü’de yaşanan depremin ardından uzmanların bölgedeki aktif faylara ilişkin değerlendirmeleri yeniden gündeme geldi. Prof. Dr. Süleyman Pampal, Şanlıurfa ve çevresinde bu büyüklükteki depremlerin meydana gelmesinin olağan olduğunu belirtti.

Pampal, “Bu türden depremleri her zaman bekleriz. Bizim için sürpriz değil. Bundan sonra da olursa o da sürpriz sayılmamalı” ifadelerini kullandı. Uzmanın değerlendirmesine göre bölgedeki sismik hareketlilik yalnızca son yaşanan deprem üzerinden değerlendirilmemeli.

Bozova Fayı için geçmişte ayrıntılı çalışmalar yapıldı

Şanlıurfa’daki deprem sonrasında dikkatlerin çevrildiği faylardan biri de Bozova Fayı oldu. Prof. Dr. Pampal, söz konusu fayın gelişigüzel şekilde haritalandırılmış bir yapı olmadığını, geçmişte Atatürk Barajı projesi kapsamında ayrıntılı bilimsel incelemelerden geçirildiğini anlattı.

Pampal, 1980’li yıllarda GAP Koordinasyon Kurulu üyeliği yaptığını belirterek, Atatürk Barajı’nın planlanması sırasında bölgede düzenli bilimsel çalışmalar gerçekleştirildiğini aktardı. Yapılan incelemelerde baraj için belirlenen bölgede Bozova Fayı’nın bulunduğunun tespit edildiğini ifade eden Pampal, bunun ardından baraj gövdesinin yaklaşık 500 metre kuzeye taşındığını söyledi.

Uzman isim, Bozova Fayı’nın özellikle büyük bir mühendislik projesi kapsamında incelendiğini vurgulayarak, fayın özelliklerinin ayrıntılı çalışmalar sonucunda ortaya konulduğunu belirtti.

Bozova Fayı’nın 7 büyüklüğüne yakın deprem üretme ihtimali bulunuyor

Prof. Dr. Süleyman Pampal, Bozova Fayı’nın uzunluğu konusunda farklı bilimsel değerlendirmelerin bulunduğunu söyledi. Bazı kaynaklarda fayın uzunluğunun yaklaşık 70 kilometre olarak değerlendirildiğini aktaran Pampal, bazı çalışmalarda ise bu uzunluğun 50-55 kilometre civarında ele alındığını belirtti.

Fayın uzunluğu ile üretebileceği deprem büyüklüğü arasında ilişki bulunduğuna dikkat çeken Pampal, Bozova Fayı üzerinde 7 büyüklüğüne yakın bir deprem meydana gelmesinin mümkün olduğunu ifade etti.

Pampal ayrıca Bozova Fayı’nın kuzeyinde daha küçük bir fay olan Kalecik Fayı bulunduğunu söyledi. Şanlıurfa çevresinde daha önce 5 ve 5,5 büyüklüğünde depremler meydana geldiğini hatırlatan Pampal, bu sarsıntıların daha küçük faylarla ilişkili olabileceğini değerlendirdi.

Kalecik Fayı’nın daha küçük depremlerle ilişkili olabileceği belirtildi

Şanlıurfa ve çevresindeki sismik hareketlilik değerlendirilirken Bozova Fayı'nın yanı sıra Kalecik Fayı da gündeme geldi. Pampal, Kalecik Fayı’nın Bozova Fayı’na göre daha küçük olduğunu ve bölgede meydana gelen bazı depremlerin bu fay üzerinde gerçekleşiyor olabileceğini ifade etti.

Uzman, geçmişte bölgede meydana gelen orta büyüklükteki depremlere dikkat çekerek, Şanlıurfa’da sismik hareketliliğin devam etmesinin beklenebileceğini belirtti. Ancak olası depremlerin zamanı, yeri ve büyüklüğü konusunda kesin bir öngörüde bulunulamayacağı da deprem biliminin temel sınırları arasında yer alıyor.

6 Şubat depremlerinin fay üzerindeki etkisi tartışıldı

Şanlıurfa’daki deprem sonrasında en çok merak edilen konulardan biri de 6 Şubat 2023 depremlerinin Bozova Fayı üzerindeki stres durumunu değiştirip değiştirmediği oldu. Prof. Dr. Pampal, iki olay arasında doğrudan bir bağlantı kurulamayacağını ancak 6 Şubat depremlerinin bölgede geniş çaplı bir deformasyona yol açtığının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Pampal, Doğu Anadolu Fayı’nın Şanlıurfa’nın batısında Çelikhan’dan Hatay’a kadar kırıldığını belirterek, kuzeyde ise bazı kırılmamış fayların bulunduğunu ifade etti. Bu faylar arasında daha büyük deprem üretme potansiyeline sahip segmentlerin bulunduğunu söyleyen Pampal, bölgedeki fayların bilimsel açıdan izlenmesinin önemine dikkat çekti.

Atatürk Barajı’nın fay dikkate alınarak yeniden konumlandırıldığı açıklandı

Bozova Fayı ile ilgili tartışmaların önemli başlıklarından biri de Atatürk Barajı oldu. Prof. Dr. Pampal, barajın planlama ve inşa sürecinde fayın konumunun dikkate alındığını ve baraj gövdesinin aktif faydan uzaklaştırıldığını belirtti.

Pampal’a göre baraj gövdesi yaklaşık 500 metre kuzeye taşındı. Geniş vadi yapısından da yararlanılarak büyük miktarda malzeme kullanılan güçlü bir dolgu yapısı oluşturulduğunu söyleyen Pampal, projenin deprem etkileri de hesaba katılarak inşa edildiğini ifade etti.

Uzman, Atatürk Barajı’nda yaklaşık 84,5 milyon metreküp malzeme kullanıldığını belirterek yapının mühendislik açısından önemine vurgu yaptı. Barajın faydan belirli bir mesafede konumlandırıldığını söyleyen Pampal, yapının büyük depremler dikkate alınarak tasarlandığını aktardı.

Uzmanlar bölgedeki sismik hareketliliğin izlenmesine dikkat çekiyor

Şanlıurfa’da meydana gelen son deprem, bölgedeki fayların yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Özellikle Bozova Fayı’nın geçmişte ayrıntılı şekilde incelenmiş olması, fayın deprem üretme potansiyeline ilişkin değerlendirmelerin yeniden tartışılmasına yol açtı.

Prof. Dr. Pampal’ın açıklamalarında, Bozova Fayı’nın 7 büyüklüğüne yakın deprem üretme ihtimali üzerinde durulurken, 6 Şubat depremleriyle doğrudan bağlantı kurulamayacağı da belirtildi. Bununla birlikte bölgedeki büyük ölçekli deformasyonların fay sistemleri üzerindeki etkilerinin tamamen göz ardı edilemeyeceği ifade edildi.

Son sarsıntı, Şanlıurfa ve çevresindeki deprem riskinin yalnızca tek bir fay üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı. Bölgedeki aktif fayların özelliklerinin, geçmiş hareketlerinin ve yapıların deprem güvenliğinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi önem taşıyor.

Şanlıurfa’da yaşanan 5,4 büyüklüğündeki deprem sonrasında oluşan hareketlilik, bölgedeki deprem gerçeğini yeniden gündeme getirdi. Bozova Fayı’nın geçmişte ayrıntılı şekilde incelenmiş olması ve olası deprem kapasitesine ilişkin bilimsel değerlendirmeler, bölgedeki çalışmaların önemini ortaya koyuyor. Uzmanların açıklamalarına göre kesin bir deprem zamanı öngörüsü yapmak mümkün değil; ancak aktif fayların ve kritik yapıların bilimsel yöntemlerle izlenmesi, olası risklerin anlaşılması açısından önemini koruyor.