İstanbul seçimlerinde olağandışı durumlar oldu mu? Kesinlikle. CHP'nin siyasi birikimini/zekasını aşan (üstakıldan yönlendirmeli) organize bir operasyon/hile yapıldı mı? Evet.

Ancak, bu gerçekler önümüzde ki 1,5 aylık süre içerisinde seçmene anlatılamaz ve yeterince işlenemezse; Aynı süreç içerisinde, hızla tırmanmakta olan Akdeniz/Suriye krizlerine bağlı olarak Türk lirasının hızla değer kaybedecek olması ve içeride planlı/kademeli şekilde yükseltilecek olan tansiyon ile birlikte, Seçim sonucu her ne olursa olsun, Türkiye ciddi bir kaos sürecine kapıyı aralar/aralıyacaktır.

Son olarak şunu da unutmamak gerekiyor ki, bu seçimde İmamoğlu'nun karşısında fiilen Binali Yıldırım olsa da, seçmenin algısına Erdoğan olarak işlenecektir ve eğer ki İmamoğlu kazanırsa, Erdoğan hiç olmadığı kadar güç kaybedecektir. Kabul etmek lazım ki üstakıl bu sefer dersini iyi çalışmış.

***

Koç, seçimin iptal edileceğinin haberini aldığı (kendilerine bildirildiği) için İmamoğlu ile görüşmeye gitti.

Kendisine hızlıca markalaştırılacak bir slogan (#herseycokguezelolacak), üç-beş deste entelijansiya/tanınmış kişi/sanatçı(!) desteği ve sosyal medyanın -para ile şekillendirilebilen- gücü garanti edildi.

6 ay öncesine kadar 10 kişiden 9'unun tanımadığı bir şahsı, bugün tüm Türkiye'nin tanıdığı ve gündemden hiçbir şekilde düşmeyen bir marka(!) haline getirmek, CHP'nin tek başına başarabileceği bir girişim olmadığı gibi, Koç'u maşalayan, lâkin O'nun da çok üstünde olan bir yapının çalışmasıdır.

***

3. dünya ülkeleri hariç başka hiçbir medeniyette bir benzeri olmayan Kemalizm ideolojisinin ana mimarı Britanya, dahili bekçiliğine atanan ise CHP değil, Koç'tur.

Bu topraklarda oyunculuk/şarkıcılık vs. yapanların varlığını sürdürebilmesi, Kemalizm'e tam itaattan geçer.

Bu itaat zincirine dahil olan güruh, Koç'un bir parmak şıplatması ile harekete geçer, zorundadır. Aksi hâl, son 20 yılda askeri darbe dahil birçok büyük hadise atlatmış bir ülkenin tanınmışlarının, bugüne kadar organize bir 'tepki' altında toplanmamış olması nasıl izah edilebilir?

Hülasa İmamoğlu'nun 'Sanatçı da konuşacak' söylemi, Koç'un üst perdeden aldığı direktifi İmamoğlu üzerinden 'tanınmışlara' iletmekten/harekete geçin demekten başka bir şey değildir.

***

Gül'ün Exeter'ın eşiğinden geçtiğinden beri, İngiliz ekolüne bağlı/dahil olduğunu belirtmeye gerek yoktur -ki- bunu Erdoğan zaten biliyordu. Davutoğlu'nun da Alman ekolü güdümüne girdiğini/kaydığını ve bu nedenle de refüze edildiği açık bir gerçek.

Tüm bunlarla beraber; Her daim yüksek egosu ve entelijansiya görünümü ile kendini lanse eden Gül, 6 ay öncesine kadar tanınmayan birisinin hukuken ispatlanmış olan haksız serencamına, yüksek egosunu bir kenara bırakarak nasıl dahil ve hatta basamak olmayı tercih eder(!)?

Bu tercih sadece kişisel bir hissiyatın yansıması mıdır? Yoksa tökezleyen (tökezlediği zannedilen) Erdoğan'ın karşısına, Koç ve cemaatine itaatkâr olan tanınmış kişileri -tek bir direktif ile- harekete geçiren aynı 'Gücün(?)' keskin bir talimatı mıdır?

Kesinlikle!

Şunu kimse unutmasın ki, Türkiye artık Britanya'dan yönetilmiyor/yönetilmeyecektir. Oyun kurduğunu, sette gedik açtığını zannedenler, son 100 yılın en büyük tuzağına düştüklerini anladığında, her şey için çok geç olacak.

***

M.Kemal'e muhaliflik, Türk/Türkiye düşmanlığı değildir. Türk milleti ve Türk imparatorluğu, M. Kemal'den ibaret hiç değildir, olmayacaktır.

Kadir Mısıroğlu, Cumhuriyet tarihinin en cesur, keskin ve belgeli tarihçilerinden birisi olmakla beraber 'Surda açılan mukaddes gediğin' -de mimarlarındandı.

ALLAH c.c rahmet eylesin.