İstanbul'u yeniden "Konstantinopolis" yapma hevesinden hiç vaz geçmeyen Yunan Palikaryaların, Ekrem'e olan ilgi ve sevgilerinin sebebi ne olabilir?

İstanbul'da yaşayan ve %80'i Türk ve Müslüman olan ahaliyi çok sevdiklerinden ve onların daha iyi hizmetler alacak olmasından duydukları bir sevinç olabilir mi?

Bence olamaz, eğer bu sebepten Ekrem'e sevgi duysalardı; İstanbul çöp dağları altında boğuluyorken, hava kirliliği, susuzluk ve her yıl bir Anadolu şehri kadar eklenen gecekondularla hercümerc olmuşken, felç olmuş trafik, bataklığa dönüşmüş Haliç ve koli basili oranı yükselmiş ve insan sağlığı açısından tehlike arz eden denizi ile kötürüm bir haldeyken, İstanbulu pırıl pırıl bir kente dönüştüren Erdoğan'ın heykelini dikmeleri gerekirdi Atina'nın orta yerine.

Oysa Erdoğan İBB başkanıyken Yunan medyasında hiç bir heyecan ve sevgi gösterisi olmadı.

Demek ki Ekrem'e duydukları sevginin kaynağı başka bir şey.

Ama ne?

İşte bu sorunun cevabı Yunan "Thema" gazetesinin attığı manşetin içeriğinde saklı; "Konstantinopolis'i fetheden "pontion" kökenli Ekrem İmamoğlu"

Belli ki ya neseben ya zihnen yada her ikisi birden Rum tohumu.

İstanbul sokaklarına "Zulüm 1453'te başladı" yazan bir zihniyeti, Yunanlı elbette bağrına basar.

***

"İstanbul'u fetheden Yunanlı" manşetinin sahibi olan gazetecinin yanında,  Ekrem'in terbiyeli (...) duruşuna bir bakın.

(...) Ağzından çıkacak her kelimeyi ezber etmeye çalışıyor adeta.

Oysa bu gazeteciyi hiç tanımadığını söylemişti.


***

ABD Türkiye'nin S-400 alma kararından vazgeçmemesi halinde, yaptırımlarla karşılaşacağı tehdidinde bulundu.

Peşi sıra Avrupa'daki küçük Amerika yani 1945'ten beri ABD'nin rehinesi olan Almanya'da S-400'lerle ilgili haddini aşan açıklamalar yaptı.

ABD ve AB'nin ve İsrail'in Türkiye'nin sınırlarını değiştirme planları biliniyor.

Haçlı ve Siyonistler Türkiye'nin bölünmesini istiyor.

Bununla birlikte emir dinleyen, kukla bir devlet olmasını arzu ediyorlar.

60 sene boyunca ABD'nin eyaleti gibi yönettiği Türkiye, eşeğin kuyruğu misali ne uzadı ne kısaldı.

Hep dışarıya muhtaç, üretmeden tüketen, halkı sefalet ve yokluklarla boğuşan, sefil bir üçüncü dünya ülkesi olarak kaldı.

Bu milletin geri zekalı, aptal olmasından kaynaklanmadı, bu geri kalmışlık.

Küresel çetelerin haraç sisteminden, sömürü düzeninden kaynaklandı.

Kendi çıkarlarını önceleyen, kendi tabi hinterlandı ile doğru düzlemde ilişkiler kuran, bağımsız bir ülke gibi hareket eden Türkiye Emperyalist ABD'nin, Sömürgeci Avrupa'nın ve Topraklarımızın bir kısmının kendilerine vadedildiğine inanan Siyonist Yahudilerin işine gelmiyor.

O yüzden Türkiye'yi BAĞIMSIZ VE GÜÇLÜ bir ülke yapacak her hamlenin şiddetle karşısında duruyorlar.

Erdoğan'a olan düşmanlıklarının ve nefretlerinin sebebi budur.

Erdoğan'ı işaret ederek hedef saptırıyor, kafamızı karıştırıyorlar.

Hedeflerinde olan TÜRKİYE'dir.

Batılı sömürgecilere, Haçlı ve Siyonistlere diz çökmüş edilgen, pısırık, kullanılabilir bir Türkiye istiyorlar.

Yoksa Türkiye'de hangi ideolojinin, hangi mezhebin, hangi etnik sitenin iktidar olduğu umurlarında değil.

Gözümüzü dört açıp, olan biteni doğru okuyup, sağlam bir direnç hattı oluşturmak zorundayız.

İçeriden bir zaafa uğratmadan bu ülkeyi teslim alamayacaklarının farkındalar.