Herkes bilmelidir ki, devletimiz şuan bir savaş halinde değildir.

Peki nasıl bir haldeyiz? 40 yıldır terörle yapılan mücadelemizi daha etkili bir boyuta taşıyarak, terörün kökünü kazıma yolunda sınırları aşmış bir haldeyiz.

Yani 40 yıldır yaptığımız gibi hâlen terörle mucadele ediyoruz. Bu mucadelenin devletimizin bütünlüğünü bozma ihtimali ise, yok denecek kadar azdır.

Bununla birlikte bu mücadelenin iki büyük faydası var diyebiliriz:

1- Olası bir savaşa her an hazır bulunuyor olmak. Yani canlı bir tatbikatın içinde olmak.

2- Milli birliğin sağlanmasına yönelik büyük bir fayda sağlıyor olması..

Bu durumun tek üzücü yanı ise, şehit veriyor olmamızdır. Lakin küffar bizi bu şekilde yıkamayacağını çok iyi biliyor. Ama tüm dikkatimizi bu yöne çekmeyide ihmal etmiyor. Çünkü bizi başka yöntemlerle yıkmaya veya kendilerine benzetmeye çalışıyorlar. Bunlardan en tehlikeli olanı ise feminizmdir...

***

Şöyle ki; Türkiye gibi, kültürel yönü çok güçlü olan müslüman bir ülkeyi yıkmanın en kestirme yolu, islâmi hassasiyetleri azaltmak ve aile yapısını çökertmektir.

İşte bu amaç doğrultusunda, Küffar feminizm belasını kullanılıyor. Bu bela, terörle kıyaslanamayacak bir şekilde, çok daha tehlikelidir.

Zira feminizm belası, hem islâmi hassasiyetimizi hemde aile yapımızı hızla çökerten bir virüs gibidir. Bu virüs Devletimizin her kurumuna, hatta her haneye, bir şekilde sinerek, hem erkeklerimizin hem kadınlarımızım fıtratını bozmak suretiyle aile yapımızı temelinden çökertiyor. Yani sosyal dokumuzu hızla tahrip ediyor.

***

Bu belayı biraz dikkatli icelediğimizde, her daim diri tutulmak istediğini rahatlıkla görebiliriz. İşin en kötü yanı ise, feminizm belasının hükümeti de büyük ölçüde etki altına almış olmasıdır.

Ama ne yazik ki, bu belanın etkisine girmiş olan hükümet bunun pek farkında gibi görünmüyor.

Görünen o ki, feminizm nedeniyle oluşan tüm sosyal yıkım sonuçlarının nedenleri, şer odakları tarafından sinsice farklı sebeplere dayandırılırak, hükümetin dikkati farklı yönlere çekiliyor.

İnşaAllah Reis yakın zamanda bu durumada el atarak, feminizm belasının önüne geçer. Ama bu oldukça zor bir olaydır. Zira bu belanın savunucuların gözleri oldukça karadır.

Bu yüzden toplumsal anlamda feminizme karşı, gerekli tepkiyi koyarak, devletimizi bu belaya karşı duyarlı hâle getirmek ve alınacak tedbirlere destek olmamız elzem görünüyor. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdullah 5 ay önce

kadın ve sosyal politikalar konusunda bu tür meselelere girdiğimizde maalesef politikalarımız hep bozuk. hükumet bu konuda etkin ve yerli politikalar yürütmeli. Avrupa taklitleriyle yürümez bu işler.

Avatar
zeynep karatay 5 ay önce

kadınları kullanılması normal bir meta halinden kurtarmak iddiasıyla, kadını sadece zevk, menfaat ve eğlence peşinde koşan bir yaratık haline getirmeyi hedefleyen bu anlayış, tüm insani, ahlaki ve sosyolojik değerlerin altına dinamit koyuyor. bu nedenle feminizm bir kadın olarak kadına yapılmış sistematik bir hakarettir benim gözümde