Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan imar planı değişikliği, daha önce verilen üç iptal kararına rağmen yeniden yargıya taşındı. Dosyayı inceleyen Ankara 3. İdare Mahkemesi, yapılan düzenlemenin hukuka uygun olmadığına hükmetti. Böylece Anıtkabir çevresinde cami yapılmasının önünü açmayı amaçlayan plan değişikliği bir kez daha geçerlilik kazanamadı.
Bilirkişi Raporu Eksik Analizlere Dikkat Çekti
Mahkeme sürecinde görevlendirilen bilirkişi heyeti, hazırladığı raporda plan değişikliklerinin mevzuatta öngörülen analiz ve araştırmalar yapılmadan hazırlandığını belirtti. Raporda, ilgili kurumlardan yeterli görüş alınmadığı ve plan değişikliğini haklı kılacak nesnel, teknik ve bilimsel verilerin ortaya konulmadığı vurgulandı.
Bölgede İbadet Alanlarının Yeterli Olduğu Belirtildi
Bilirkişi raporunda, söz konusu bölgede mevcut ibadet alanlarının ihtiyacı karşılayacak düzeyde olduğu tespiti yer aldı. Yeni bir cami inşasının zorunlu olmadığına dikkat çekilirken, planlanan projenin şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığı kaydedildi. Bu durumun kamu yararına uygunluk kriterini zayıflattığı ifade edildi.
Cami Kompleksindeki Ticari Alanlar Tartışma Yarattı
Raporda, cami kompleksi içinde yer alması planlanan sergi salonu, konferans salonu ve kitap kafe gibi alanların imar planında net şekilde tanımlanmadığı belirtildi. Bu bölümlerin ticari kullanıma olanak tanıyabilecek nitelikte olduğu ve planlama açısından belirsizlik yarattığı vurgulandı.
Anıtkabir Silüeti ve Kentsel Doku Gündeme Geldi
Mahkeme kararında, projenin Anıtkabir silüeti ve çevredeki kentsel doku üzerindeki etkilerine özel vurgu yapıldı. Anıtkabir’in taşıdığı tarihi ve simgesel değer nedeniyle çevresindeki yapılaşmanın özel hassasiyet gerektirdiği ifade edildi.
Yargı Süreci Kamu Yararı Vurgusuyla Sonuçlandı
Kararın sonuç bölümünde, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığı belirtildi. Mahkeme, dördüncü iptal kararıyla birlikte kamu yararı ilkesinin altını bir kez daha çizmiş oldu.
Anıtkabir çevresindeki cami projesine ilişkin bu son karar, şehircilik ve hukuk açısından önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. Yargının verdiği iptal kararları, planlama süreçlerinde şeffaflık, bilimsel gerekçe ve kamu yararının belirleyici olması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.




