Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum , Türkiye’nin bu süreçte yalnızca iklim taahhütlerini gündeme getirmekle yetinmeyeceğini, somut uygulamaların ve sonuçların ön plana çıkacağını açıkladı. Kurum, savaşlar, ekonomik krizler ve siyasi gerilimler nedeniyle dünyanın zor bir dönemden geçtiğini belirterek iklim değişikliğinin insanlık için en kalıcı tehditlerden biri olduğuna dikkat çekti.

COP31, 9-20 Kasım Tarihlerinde Antalya’da Düzenlenecek

COP31 Başkanı Murat Kurum, İstanbul’da medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle gerçekleştirilen COP31 Buluşması’nda Türkiye’nin ev sahipliği hazırlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kurum, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen küresel iklim görüşmelerinin en üst düzey organizasyonlarından biri olan zirvenin, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirileceğini bildirdi.

Organizasyona devlet ve hükümet temsilcilerinin yanı sıra bilim insanları, iş dünyasından isimler, gençler ve sivil toplum kuruluşlarının katılması bekleniyor. Kurum, yaklaşık 1,5 milyon ziyaretçinin beklendiği zirvenin Türkiye’nin iklim politikalarını, uygulama deneyimlerini ve gelecek hedeflerini uluslararası kamuoyuna anlatmak için önemli bir fırsat oluşturacağını belirtti.

Bakan Kurum, İklim Değişikliğinin Kalıcı Tehdidine Dikkat Çekti

Dünyanın savaşlar, ekonomik sorunlar, barınma krizi ve siyasi istikrarsızlıklarla mücadele ettiğini söyleyen Kurum, bu gelişmelerin iklim krizini geri plana itmemesi gerektiğini vurguladı. Enerji darboğazları ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan sorunların da ülkelerin gündeminde bulunduğunu ifade eden Kurum, insanlığın uzun vadeli geleceğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

İklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Kurum, “Şu anda hepimiz yaşanabilir bir dünyanın tükenişine maalesef şahitlik ediyoruz” ifadelerini kullandı. Siyasi ve ekonomik krizlerin zaman içinde aşılabileceğini belirten Kurum, iklim krizinin ise geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabileceğini dile getirdi. Kurum, gezegenin yaşanabilirliğini tehdit eden bu sürecin yalnızca çevreyi değil, insanlığın geleceğini de ilgilendirdiğini kaydetti.

Seller, Orman Yangınları ve Kuraklık İklim Krizini Derinleştiriyor

Türkiye’nin Akdeniz Havzası’ndaki konumu nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine açık olduğunu belirten Kurum, sellerin, orman yangınlarının ve kuraklığın farklı bölgelerde ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi. Yaşanan afetlerin ülkeler açısından önemli deneyimler ortaya çıkardığını ifade eden Kurum, Türkiye’nin bu süreçte edindiği bilgi ve tecrübeyi diğer ülkelerle paylaşacağını bildirdi.

Kurum, Türkiye’nin sahada geliştirdiği çözümlerin uluslararası işbirliğine katkı sağlayabileceğini belirtti. İklim değişikliğine karşı mücadelede yalnızca hedef belirlemenin yeterli olmadığını vurgulayan Kurum, alınan kararların uygulamaya geçirilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye, 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi İçin Adımlar Attı

Türkiye’nin COP31 hazırlıklarının uzun yıllara dayandığını belirten Kurum, iklim politikası kapsamında atılan adımları hatırlattı. Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olduğunu ve 2053 net sıfır emisyon hedefini açıkladığını belirten Kurum, İklim Şurası’nın gerçekleştirildiğini ve ardından İklim Kanunu’nun çıkarıldığını söyledi.

Bakan Bayraktar'dan Doğalgaz Zammı Açıklaması! Ekim ve Kasım Ayları İçin Karar Belli Oldu
Bakan Bayraktar'dan Doğalgaz Zammı Açıklaması! Ekim ve Kasım Ayları İçin Karar Belli Oldu
İçeriği Görüntüle

Şehirler, sanayi, enerji ve atık yönetimi alanlarında yürütülen çalışmaların iklim hedeflerini desteklemesinin amaçlandığını ifade eden Kurum, çevrenin korunması ile kalkınmanın birlikte ilerlemesi gerektiğini kaydetti. İklim değişikliğinin tarımdan ulaşıma, enerjiden sanayiye kadar çok sayıda alanı etkilediğini belirten Kurum, bu konunun özellikle gençlerin geleceği açısından da önem taşıdığını vurguladı.

Kurum, 50’den Fazla Ülkeyle İklim Diplomasisi Yürüttü

COP31 başkanlığı sorumluluğunun üstlenilmesinin ardından yoğun bir diplomasi trafiği yürütüldüğünü açıklayan Kurum, 50’den fazla ülkeyle doğrudan ikili temas kurduklarını söyledi. Görüşmelerde müzakere gruplarının beklentilerinin dinlendiğini belirten Kurum, sürecin 196 ülke adına yürütüldüğünü ifade etti.

Tokyo, Bakü, Berlin, Kopenhag ve farklı uluslararası platformlarda gerçekleştirilen toplantılarda ülkelerin iklim politikalarına ilişkin görüşlerinin ele alındığını aktaran Kurum, işbirliğini geliştirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Antalya Diplomasi Forumu, Petersberg İklim Diyaloğu ve Kore İklim Haftası gibi organizasyonlarda da temasların devam ettiğini kaydetti.

Kurum, Türkiye’nin COP31 yaklaşımını anlatırken, “Artık taahhütlerin değil, uygulamanın konuşulduğu, neticenin alındığı bir COP başkanlığı süreci yürüteceğiz” dedi. Bu açıklamayla Türkiye’nin zirve döneminde somut adımların ve uygulanabilir çözümlerin öne çıkarılmasını hedeflediğini belirtti.

Hatay’da Dirençli Şehirler İçin Uluslararası İşbirliği Ele Alındı

Kurum, 8-9 Mayıs tarihlerinde Hatay’da farklı ülkelerden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, deprem bölgesindeki yeniden inşa deneyiminin paylaşıldığını söyledi. Görüşmelerde iklim değişikliğine uyum, şehirlerin güvenliği ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması konuları ele alındı.

Toplantının ardından kabul edilen Hatay Bildirgesi ile şehirlerin daha güvenli ve dirençli hale getirilmesi konusunda uluslararası ortak çalışma çağrısının güçlendiğini ifade eden Kurum, iklim politikalarının şehir planlamasıyla birlikte değerlendirilmesinin önemine işaret etti.

İklim Finansmanı ve Teknoloji İhtiyaçları Gündeme Taşındı

COP31 hazırlıkları kapsamında finansman, teknoloji ve iklim eylemi başlıklarının da ele alındığını belirten Kurum, Londra İklim Eylem Haftası’nda işbirliklerinin geliştirildiğini söyledi. İstanbul’da düzenlenen D-8 Bakanlar Toplantısı’nda ise özellikle gelişmekte olan ülkelerin finansman ve teknoloji ihtiyaçlarının değerlendirildiğini aktardı.

Eylül ayında gerçekleştirilen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’nin yanı sıra Bakü İklim Haftası ve Trabzon Mavi Diyaloğu’nda denizlerin korunması, kıyı bölgelerinin dayanıklılığı ve mavi ekonomi konularının gündeme geldiğini belirten Kurum, uluslararası temaslarda Türkiye’nin hedef ve projelerinin paylaşıldığını ifade etti.

1,5 Derece Hedefi Ada Ülkelerinin Geleceğini Belirliyor

Ekim ayında Fiji’de gerçekleştirilen temaslara da değinen Kurum, iklim değişikliğinin ada ülkeleri üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Bu ülkeler açısından küresel sıcaklık artışının sınırlandırılmasının hayati önem taşıdığını belirten Kurum, 1,5 derece hedefinin yalnızca çevresel bir hedef olmadığını, bazı toplumların geleceğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

Kurum, sıcaklık artışının bu seviyenin üzerine çıkmasının bazı ada ülkelerinde yaşayan insanların topraklarını terk etmek zorunda kalmasına yol açabileceğini ifade etti. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası dayanışmanın ve somut adımların önem taşıdığını vurguladı.

Antalya Zirvesinde Somut İklim Adımları Bekleniyor

COP31, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki yaklaşımını uluslararası platformda anlatacağı önemli bir buluşma olacak. Antalya’da çok sayıda ülkenin temsilcilerini bir araya getirecek zirvede, iklim hedeflerinin uygulanması, finansman olanakları, teknoloji paylaşımı ve afetlere karşı dirençli şehirler gibi başlıkların öne çıkması bekleniyor.

Bakan Murat Kurum’un açıklamaları, Türkiye’nin COP31 döneminde taahhütlerden uygulamaya geçişi önceliklendirmeyi hedeflediğini ortaya koydu. Yaklaşık 1,5 milyon ziyaretçinin beklendiği organizasyon , iklim değişikliğinin etkilerinin daha yoğun hissedildiği bir dönemde uluslararası işbirliği açısından önem taşıyor. Zirvenin başarısı ise açıklanan hedeflerin ne ölçüde somut sonuçlara dönüşeceğiyle yakından ilişkili olacak.