Muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri, kayyım kararının fon soruşturmasına ilişkin tartışmaların önüne geçebileceğini savunarak basın özgürlüğü ve soruşturmanın şeffaf yürütülmesi konusunda eleştiriler yöneltti. İktidar cephesinden ise soruşturmaya ilişkin değerlendirmeler yapıldı. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, haklı ile haksızın, suçlu ile suçsuzun ve yatırımcı ile manipülatörün birbirinden ayrılacağını söyledi.

Meclis Başkanvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplanan Genel Kurul’da, gündeme geçilmeden önce grup başkanvekilleri söz aldı. Halk TV’ye yönelik kayyım kararı, fon soruşturması, basın özgürlüğü ve hukuki süreçler farklı siyasi partilerin temsilcileri tarafından değerlendirildi. Muhalefet temsilcileri kararın zamanlamasına ve soruşturmanın kamuoyuna yansıyan boyutlarına dikkat çekerken, iktidar temsilcisi hukuki sorumlulukların ortaya çıkarılacağını belirtti.

Bülent Kaya Kayyım Kararını Basın Özgürlüğü Üzerinden Eleştirdi

Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Halk TV’ye TMSF tarafından kayyım atanmasına tepki gösterdi. Kaya, kararın basın özgürlüğü açısından olumsuz bir gelişme olduğunu savundu. Soruşturmaların maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla yürütülmesi gerektiğini belirten Kaya, adalet mekanizmasının peşinen cezalandırma aracına dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.

Kaya, daha önce Show TV ve Habertürk’ün de bulunduğu şirketler grubuna kayyım atandığını, daha sonra grubun 33 şirketinin iade edildiğini hatırlattı. Bu gelişmeyi gündeme taşıyan Kaya, şirketlerin suçlu olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Şirketlerin suçlu olduğu düşünülüyorsa bazı şirketlerde kayyım uygulamasının sona erdirilmesini, suçlu değillerse medya gruplarının neden hâlâ TMSF yönetiminde bulunduğunu sorguladı.

Kaya, kamu kaynaklarının kullanımı konusunda da açıklamalarda bulundu. Kamu malına zarar veren veya haksız kazanç sağlayan kişilerin siyasi kimliklerine bakılmaksızın eleştirilmesi gerektiğini belirtti. Bu yaklaşımın yalnızca belirli bir partiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini vurguladı.

Turhan Çömez Fon Soruşturmasındaki Para İddialarını Gündeme Getirdi

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, fon soruşturmasına ilişkin açıklamasında yüksek tutarlı para hareketleri ve siyasi bağlantı iddiaları üzerinde durdu. Çömez, eski bakan ve milletvekili Fatma Betül Sayan Kaya’nın mal varlığı ve fon işlemleriyle ilgili sorular yöneltti. Söz konusu tutarların nasıl elde edildiğinin ve vergilendirilip vergilendirilmediğinin açıklanması gerektiğini savundu.

Çömez, konuşmasında emeklilerin ekonomik koşullarına da değindi. İddia ettiği para miktarlarını emeklilerin gelirleriyle karşılaştırarak kamuoyunun yanıt beklediğini söyledi. Fatma Betül Sayan Kaya’nın Özata hisseleri ve fon işlemleriyle ilgili çeşitli iddiaları da gündeme getirdi.

Çömez’in konuşmasında dile getirdiği tutarlar ve işlemlere ilişkin değerlendirmeler, siyasi açıklama ve iddia niteliği taşıyor. Bu açıklamalar, ilgili kişilerin suçluluğunun kesinleştiği anlamına gelmiyor. Soruşturmanın kapsamı ve iddiaların hukuki karşılığı, yetkili makamların incelemeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gereken konular arasında bulunuyor.

Serkan Sarı Halk TV Çalışanlarının Haklarının Korunmasını İstedi

CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı da Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösterdi. Sarı, yaşanan gelişmenin bir basın kuruluşunu ve burada çalışan gazetecileri etkilediğini belirtti. Kanalda görev yapan çalışanların mağduriyet yaşayabileceğine dikkat çekerek basın emekçilerinin haklarının korunması gerektiğini söyledi.

Sarı, Halk TV’ye kayyım atanmasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştiğinin açıklandığını hatırlattı. Soruşturmada rüşvet, belediye ihaleleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen 14 milyon 464 bin tutarındaki kayıtsız rüşvet iddiası, ihaleye fesat karıştırma ve kara para aklama gibi suçlamaların bulunduğunu aktardı.

Herhangi bir medya kuruluşunun sahibi veya yöneticisi hakkında suç iddiası varsa hukuki sürecin işletilmesi gerektiğini söyleyen Sarı, hukukun herkes için eşit uygulanması gerektiğini vurguladı. Sarı ayrıca kameraman, muhabir, editör, ses ve ışık teknisyenleri dâhil olmak üzere kanal çalışanlarının patronları hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle mağdur edilmemesi gerektiğini ifade etti.

CHP’li Sarı, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi ve vatandaşların haber alma hakkının kesintiye uğramaması gerektiğini belirtti. Çalışanların iş güvencesinin ve kazanılmış haklarının korunması çağrısında bulundu.

Sezai Temelli Fon Krizinin Dokuz Aydır Bilindiğini Savundu

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, fon krizine ilişkin değerlendirmesinde sürecin yaklaşık dokuz aydır bilindiğini ileri sürdü. Temelli, Sermaye Piyasası Kurulu bünyesinde konuya ilişkin tespitler bulunduğunu savunarak bu süre boyunca neden müdahale edilmediğini sorguladı.

Fonun zaman içinde büyüdüğünü ve gerekli müdahalenin geciktiğini öne süren Temelli, yaşanan gelişmelerin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini söyledi. Halk TV’ye yönelik işlemleri de bu tartışmalarla ilişkilendiren Temelli, fon soruşturmasının haberleştirilmesinin suç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Temelli, basın özgürlüğünün korunması gerektiğini belirterek gazetecilerin susturulamayacağını savundu. Konuşmasında Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından verilen karara da değindi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını eleştiren Temelli, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkeleri konusunda değerlendirmelerde bulundu. Can Atalay ve Selahattin Demirtaş dosyalarını da gündeme taşıdı.

Murat Emir Kayyım Kararının Fon Tartışmalarını Gölgelediğini İleri Sürdü

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de Halk TV’ye TMSF eliyle kayyım atanmasına tepki gösterdi. Emir, kararın yalnızca kanalın sahibi ve çalışanlarını değil, vatandaşların haber alma hakkını da etkilediğini savundu. Kayyım kararının demokrasi ve anayasal haklar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü.

Emir, fon soruşturmasına ilişkin iddiaların kamuoyunda tartışılması gerektiğini belirterek farklı para tutarları ve yatırımcı grupları hakkında sorular yöneltti. Konuşmasında 187 milyar lira ve 401 milyar liraya ilişkin iddiaları gündeme getirdi. Soruşturmayla bağlantılı olduğu öne sürülen kişilerin kimler olduğunun ve olası siyasi bağlantıların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Emir, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna da değindi. İmamoğlu’nun savunma süreci üzerinden eleştiriler yönelten Emir, hukuki süreçlerin şeffaf yürütülmesi gerektiğini savundu. Bu açıklamalar da muhalefetin Meclis kürsüsünden dile getirdiği siyasi değerlendirmeler kapsamında yer aldı.

Muhammed Emin Akbaşoğlu Suçlu ve Suçsuzların Ayrılacağını Söyledi

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, muhalefetin eleştirilerinin ardından söz alarak fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akbaşoğlu, iktidarın ülkeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti ve deprem bölgesinde yürütülen konut çalışmalarını anlattı. Konuşmasında, depremden etkilenen 11 ilde yaklaşık 500 bin konutun inşa edilmesine yönelik çalışmalara değindi.

Fon soruşturmasına ilişkin de konuşan Akbaşoğlu, sürecin sonunda haklı ile haksızın, suçlu ile suçsuzun ve yatırımcı ile spekülatör ya da manipülatörün birbirinden ayrılacağını söyledi. Siyasi parti ayrımı yapılmaksızın milletin hakkına ve hukukuna zarar verenlerden hesap sorulacağını ifade etti.

Akbaşoğlu, fon krizinin siyasi tartışmalara konu edilmesine de değindi. Meclis’e getirilen kanun teklifini hatırlatan AK Parti Grup Başkanvekili, iddiaların açıklığa kavuşturulacağını ve sorumluların ortaya çıkarılacağını savundu. Böylece iktidar cephesi, muhalefetin kayyım kararı ve soruşturmanın yürütülmesine yönelik eleştirilerine karşılık vermiş oldu.

Meclis’te Basın Özgürlüğü ve Fon Soruşturması Tartışması Sürdü

TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerde Halk TV’ye kayyım atanması ile fon soruşturması, farklı siyasi partilerin karşılıklı açıklamalarıyla gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Muhalefet temsilcileri, kayyım kararının zamanlamasını eleştirerek soruşturmadaki iddiaların üzerinin kapatılmaması gerektiğini savundu. Basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma koşulları ve vatandaşların haber alma hakkı da konuşmalarda öne çıktı.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu ise soruşturma kapsamında haklı ve haksız tarafların ayrılacağını, milletin hakkına girenlerden hesap sorulacağını belirtti. Genel Kurul’da dile getirilen iddialar ve siyasi değerlendirmeler, fon soruşturmasının ayrıntıları ile kayyım kararının hukuki boyutuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Meclis’te Fon Krizi Gerilimi Tırmandı! Muhalefetin Araştırma Önergesi Reddedildi
Meclis’te Fon Krizi Gerilimi Tırmandı! Muhalefetin Araştırma Önergesi Reddedildi
İçeriği Görüntüle

Halk TV’ye kayyım atanması ve fon soruşturması hakkındaki tartışmaların merkezinde basın özgürlüğü, şeffaflık ve hukuki sorumluluk konuları bulunuyor. Meclis’teki açıklamalar tarafların farklı yaklaşımlarını ortaya koyarken, konuşmalarda dile getirilen iddiaların kesinleşmiş yargı kararlarıyla karıştırılmaması önem taşıyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği ve soruşturmaya ilişkin hangi sonuçlara ulaşılacağı ise yetkili makamların yürüteceği hukuki işlemlerle netlik kazanacak.