IFC Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner , kurumun son 10 yılda Türkiye’ye 25 milyar dolardan fazla yatırım yaptığını açıkladı. Kaestner, Türkiye’nin IFC’nin küresel yatırım portföyünde en büyük üçüncü ülke konumunda bulunduğunu söyledi.
Küresel ekonomide likiditenin daraldığı ve piyasalardaki oynaklığın arttığı bir dönemde yapılan açıklamalar, Türkiye ekonomisine duyulan güven açısından dikkat çekti. IFC’nin özellikle istihdam, üretim, ihracat ve sürdürülebilir büyüme alanlarına odaklandığı belirtildi.
Türkiye’nin IFC Portföyündeki Güçlü Konumu
Lisa Kaestner, Türkiye’nin Dünya Bankası Grubu için stratejik öneme sahip ülkeler arasında yer aldığını ifade etti. Türkiye’nin üretim kapasitesi, sanayi altyapısı ve bölgesel ticaretteki konumunun yatırım kararlarında etkili olduğu vurgulandı.
Kaestner, IFC’nin yatırım stratejisinin özel sektörün güçlendirilmesi üzerine kurulduğunu belirterek, yatırımların temel amacının istihdamı artırmak ve ekonomik dayanıklılığı desteklemek olduğunu dile getirdi.
“IFC, son 10 yılda Türkiye’ye 25 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Türkiye, IFC’nin küresel portföyünde en büyük üçüncü ülke olarak öne çıkıyor.”
ifadelerini kullanan Kaestner, Türkiye’nin yatırım çekme kapasitesinin sürdüğüne dikkat çekti.
İmalat ve Lojistik Sektörlerine Destek
IFC’nin Türkiye’de özellikle reel sektör yatırımlarına ağırlık verdiği açıklandı. İmalat sanayi, lojistik ve tedarik zinciri alanlarında yapılan yatırımların Türk şirketlerinin uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedeflediği belirtildi.
Kaestner, şirketlerin daha yüksek katma değerli üretime geçiş yapabilmesi için destek sağladıklarını ifade etti.
Bu yatırımlar sayesinde firmaların:
- Verimliliklerini artırması
- Uluslararası standartlara uyum sağlaması
- İhracat kapasitesini güçlendirmesi
- Yeni istihdam alanları oluşturması
amaçlanıyor.
Arçelik ve Enerjisa Yatırımlarında Dikkat Çeken Detaylar
IFC’nin Türkiye’deki yatırımları arasında büyük ölçekli şirketlere sağlanan finansman desteği de yer aldı.
Kaestner, Arçelik için yapılan yatırımın AR-GE, yenilenebilir enerji ve kaynak verimliliği alanlarına odaklandığını söyledi.
Ayrıca 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerde enerji altyapısının güçlendirilmesi amacıyla Enerjisa yatırımlarının devreye alındığını açıkladı.
Bu yatırımların enerji dağıtım sistemlerinin modernizasyonu ve altyapının daha dayanıklı hale getirilmesi açısından önemli olduğu belirtildi.
Finans Sektörüne Sağlanan Kaynak Desteği
IFC’nin yalnızca sanayi yatırımlarıyla sınırlı kalmadığı, finans sektörüne yönelik destek programlarını da sürdürdüğü bildirildi.
Kaestner, özel bankalar ve banka dışı finans kuruluşlarıyla iş birliği yapılarak KOBİ’lere , ihracatçılara ve girişimcilere uzun vadeli finansman sağlandığını ifade etti.
Bu kapsamda dikkat çeken örneklerden biri ise İş Bankası’nın dijital tahvil ihracı oldu.
IFC, gelişmekte olan bir piyasada özel bir banka tarafından ihraç edilen ilk dijital tahvile 100 milyon dolar yatırım yaptı.
Sağlanan kaynağın deprem bölgesindeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin toparlanmasına destek amacıyla kullanıldığı açıklandı.
Girişim Sermayesi ve İnovasyon Odaklı Fonlar
IFC’nin yatırım stratejisinde girişim sermayesi fonları da önemli yer tutuyor. Yüksek büyüme potansiyeline sahip şirketlere uzun vadeli kaynak sağlamak amacıyla farklı fonlara yatırım yapıldığı belirtildi.
Bu kapsamda örnek gösterilen yatırımlar arasında Templeton II Turkey Fund da yer aldı.
Yetkililer, bu tür fonların şirketlerin inovasyon kapasitesini büyütmesine ve küresel pazarlara açılmasına katkı sunduğunu ifade etti.
Özellikle teknoloji, üretim ve sürdürülebilirlik odaklı girişimlerin önümüzdeki dönemde daha fazla desteklenmesi bekleniyor.
İstihdam ve Ekonomik Dayanıklılık Vurgusu
Lisa Kaestner, Türkiye’de mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin toplam istihdamın yaklaşık yüzde 70,5’ini oluşturduğunu belirtti.
Bu nedenle IFC’nin yatırım politikalarının doğrudan istihdam üretimine ve ekonomik dayanıklılığa odaklandığını ifade etti.
Kaestner, kurumun temel hedefinin şirketlerin her aşamada yatırım yapabilmesini, büyümesini ve yeni iş alanları oluşturmasını sağlamak olduğunu söyledi.
Küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde Türkiye’ye yönelik yatırım mesajları, uluslararası finans çevrelerinin Türkiye ekonomisine olan ilgisini bir kez daha ortaya koydu.





